LÜBNAN'DA İRAN KAYBETTİ... Deniz Tansi
Deniz Tansi
Haziran 2009 Pazar günü yapılan genel seçimlerde, İran-Suriye destekli Hizbullah önderliğindeki 8 Mart koalisyonu, Reuters'e göre kaybeden taraf oldu. Kazanan 14 Mart ittifakının arkasında ise, aynı haberdeki yorum çerçevesinde, ABD, Suudi Arabistan ve Mısır bulunuyor.
Reuters, "Hezbollah and allies lose Lebanon vote", June 7, 2009. http://www.reuters.com/article/newsOne/idUSTRE55609720090607
Bir anlamda Ilımlı Sünni Arap rejimleri, ABD eksenindeki siyasal işbirlikleriyle, Lübnan'ın "Hizbullahistan" olmasını engellediler. Lübnan'da, 8 Mart ve 14 Mart ittifakları, sadece dinsel ya da etnik bağlarla değerlendirilmemelidir. Sözgelimi, Hizbullah önderliğindeki 8 Mart'ın içinde Hristiyan gruplar da vardı. Michel Aoun Hristiyan gruplar içinde en dikkat çekenlerden biri olarak gözüküyordu.
Mayıs 2008'de Hizbulah'ın Beyrut'a girdiği darbe organizasyonunda, bastığı binalardan birisi de, 14 Şubat 2005'te suikast sonucu öldürülen Refik Hariri'nin oğlu Saad Hariri'ye aitti. Saad Hariri, basına verdiği demeçte, 128 sandalyeye sahip Lübnan meclisinde, 14 Mart koalisyonunun 68 sandalye kazandığını ifade etti. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, diğer siyasal gruplar, 1990'da imzalanan Taif antlaşmasından sonraki süreçte, kademeli olarak silah bırakırken, Hizbullah bırakmadı. Böylece Güney Lübnan'da "devlet içinde devlet" anlamına gelen Hizbullahistan'ın varlığı, siyasal-toplumsal bir antite haline geldi. 7 Haziran'da Hizbullah siyasal hedefine ulaşsaydı, bütün Lübnan Hizbullahistan haline gelecekti. Geçen yazımızda bunu belirtmiştik.
Diğer siyasal gruplarla rekabetinde, silahlı kanadı olduğu için haksız rekabet yaratan ve ülkenin belli bir bölgesini, önceki paragraflarda belirttiğimiz üzere, "devlet içinde devlet" haline getiren Hizbullah, ülke içi ve dışında gerilimi arttırabilir. Şöyle ki, İran'ın bölgedeki iddialarına koşut olarak, kotalı Lübnan siyasal sisteminde başbakanlığı elinde bulunduran ve bulunduracak Sünni ağırlıklı hükümete ve dışarıda İsrail'e karşı daha saldırgan hale gelebilir. Bir başka boyutta ise, nasıl Hamas Haziran 2007'de, tüm Filistin'i yönetemeyeceğini kavradığında, Gazze'yi Hamasistan haline getirdiyse, Hizbullah Güney Lübnan'ı belirttiğimiz zeminde fiili bir Hizbullahistan haline getirebilecek önlemler alabilir. Bu Lübnan otoritesini temsil eden tüm resmi kurumların reddedilmesi, Lübnan ordusunun bölgeden dışlanması anlamına gelir. Bu da İsrail'in bölgeye askeri ilgisini arttırması mealindedir.
3 Haziran 2009'da Kültür Üniversitesi'nde bir akademik toplantı için konuşmaya gelen, İsrailli eski diplomat ve müzakereci, halen İsrail parlamentosuyla, İsrail savunma bakanlığında üst düzey danışmanlık yapan Oded Eran'a bir soru sordum. Soruda, Hizbullah ağırlıklı koalisyon kazanırsa, İsrail'in "önleyici vuruş" yapma olasılığını gündeme getirdim. Cumhuriyet'te de yayınlanan yanıtında, Hizbullah kazandığı takdirde "sorumlu davranacağı"nı tahmin ettiğini söyledi. Oysa Hizbullah kaybetti. Ve kaybeden Hizbullah, yaralı bir aslan gibi sağa sola saldırabilir.
İran'ın mevzi kaybetme endişesi, Suriye'nin Lübnan'daki siyasal etkisini kaybetme tedirginliği, ülke içinde silahlı bir gerilimi tetikleme olasılığını kuvvetlendirmektedir.
Bir başka zeminde ise, İran'ın Lübnan'da kaybetmesi, Ortadoğu'daki hesaplarını, daha fazla şiddete yönelerek gündeme getirmesine vesile olabilir. ABD ve Ilımlı Arap rejimleri, şimdilik kazanmış gözükmektedir. Ancak Lübnan'da "devlet içinde devlet" durumu devam ettikçe, devletin birliğini kazanmak bir hayli zor gözükmektedir.
Lübnan'da kurulacak hükümetin, Hizbullah'ı silahsızlandırma başlığında, neler yapacağı merak konusudur.
İsrail ise, istim üstünde beklemektedir.

<< Home