Washington Haber Forum-Washington News Forum: Ruzi Nazar İle Röportaj

Sunday, June 01, 2008

Ruzi Nazar İle Röportaj

Acikistihbarat.com

Tugrul Keskingoren: Ruzi bey bizi kabul ettiginiz icin cok tesekkurler, umarim sagliginiz iyidir.

Ruzi Nazar: 21Ocak'ta 91 yasina girecegim,. Bildiginiz gibi bu yasta sagligin cok iyi olmasi beklenemez.

Keskingoren: Gazeteci Guler Komurcu Aksam gazetesinde Irfan Ulku'nun yeni kitabi olan Buyuk Oyundaki Turk: Enver Altayli'dan bahsetti. Kitapta sizin Cemal Gursel'e donemin ABD elcisi ile birlikte cikarak, Alparslan Turkes ve arkadaslarini idamdan kurtardiginizdan bahsediliyor. Bu konu hakkinda ne dusunuyorsunuz dogruluk payi var mi?

Ruzi Nazar: Insanlar bazen olaylari oldugundan fazla buyutuyorlar, bu konununda boyle oldugunu dusunuyorum. Sadece Amerikalilar degil, Almanlarda Cemal Gursel'i Turkes ve arkadaslarinin idam edilmemesi konusunda uyardilar. Zaten Turkes ve arkadaslarini kursuna dizmek isteyen kisi daha sonra Milli Birlik Komitesi ile fikir ayriligina dusen Cemal Madanoglu'ydu. Madanoglu Kurt asilliydi ve Turkes'ten hoslanmiyordu. Turkes 27 Mayis darbesinden sonra Adnan Menderes'i Isvicre'ye gondermek istedi, fakat Madanoglu ise buna karsi cikti.

1961 yilinin yaz aylarinda emekli olduktan, iki uc ay sonra, Ankara'daki evimin kapisi bir aksam calindi, kapiyi actigimda karsimda Madanoglu vardi ve benimle konusmak istedigini soyledi. Bende kendisini iceri buyur edip, bir viski ikram ettim ve konusmaya basladik. Kendisinin ordu icinde dostlari oldugunu soyleyerek bir darbe yapmak istedigini belirtti ve Amerikan'in yardimini istedi. Ben kendisine yanlis kapiyi caldigini soyledim cunku ABD'nin, Turk devletinin ve halkinin dostu oldugunu ve Turkiye'nin ic islerine karisamayacagimizi ilettim. Tabi o donem itibari ile bende daha genc bir gorevliydim ve Turkiye'ye geleli daha iki yil bile olmamisti.

Keskingoren: Turkes ile ilk ne zaman tanistiniz?

Ruzi Nazar: Turkes ile ilk defa Amerika'da Washington'da tanistik o donem Turkes NATO subayi olarak Washington'daydi ayrica havaci general olan Agasi Sen'de Washington'daki Turk elciliginde calisiyordu.

Agasi Sen cok vatanperver bir subaydi daha sonra hava kuvvetleri komutani oldu ve kanserden vefat etti. Iste Turkes ile Washington'da bulundugum o yillarda tanistik, hatirladigim kadari ile 1954 yiliydi. Zaten 1955 yilinin yilbasini Altemur Kilic, Alpaslan Turkes ve ben birlikte benim Arlington'daki evimde kutlamistik. O donemde tabi cok ilginc olaylar vardi, Amerika'da fazla Turk yoktu, Ermeniler Turkler aleyhinde o donemlerde bile propganda yapiyorlardi.

Amerikanin Sesi Radyosunda Turkiye aleyhi yayinlar yapilmaya baslanmis ve Ermenilerde bunu destekliyordu. Ben bunlari Agasi Sen ve Alparslan Turkes'e ilettim onlarda beni donemin elcisi olan Suat Hayri Urguplu ile konusturacaklarini soylediler. Elci Urguplu'ye Ermenilerin Turkler aleyhine Washington'da propoganda yaptiklarini ve bunlari onleyebileceklerini anlattim. Beni uzun uzun dinledi ve

" size bu vatanperverliginiz icin tesekkur ediyorum dedi, fakat biz Amerika'nin kendi ic islerine karisamayiz" dedikten sonra oradan ayrildim.

Agasi Sen ve Turkes beni disarida bekliyorlardi. Onlarida alip bir kahvede elci ile koustuklarimi kendilerine anlattim, Agasi Sen cok mert ve sozunu esirgemeyen bir adamdi ve bunlar hep boyle dedi. Agasi Sen ve Turkes, Urguplu'nun bu umursamaz tavrina cok sinirlenmislerdi. Bence de aslinda bu ABD'nin bir ic isi degil, Turkleri direkt olarak ilgilendiren bir olaydi. Washington'da Turkiye'ye dost olan insanlarda vardi, bunlarin bir kismi bize yardim edebilirlerdi. Mesela Theodore Roosevelt'in torunu Archibald Bulloch Roosevelt bunlardan birisiydi.

Keskingoren: Ruzi bey Turkiye'yi ve Turkleri sevenlerin yaninda ABD'de Turkiye'yi bolmek isteyenlerde var ve ben sahsen bunun ABD'nin bir devlet politikasi oldugunu dusunuyorum, kisisel olarak kisiler Turkiye'yi sevebilirler, fakat devlet politikasi tamamen Ulusal cikarlar uzerine kuruldugundan bu politikanin ciddi devletlerde kisilerin sahsi duygu ve dusunceleri ile karistirilamayacagi gorusundeyim. Mesela sizin teskilattan arkadasiniz Graham Fuller her ortamda ve her yazisinda Turkiye'nin aleyhine yazilar yaziyor ve yazilarinda PKK'yi destekliyormus izlenimi elde ediniliyor. Ayrica Turkiye'deki genel kanaate gore ABD'nin PKK'yi desteklendigi soyleniyor, siz ne dusunuyorsunuz?

Ruzi Nazar: ABD'nin Turkiye'yi bolmek istedigi gorusune katilmiyorum bu cok yanlis bir gorus, boyle bir sey olduguna inanmiyorum cok sacma. Graham Fuller ise Turkiye'yi seven bir insan, fakat Turkiye'nin yanlislarini soyledigi icin sevilmiyor. Kendisi Turkiye'nin dusmani degil, sadece hatalarini elestiriyor.

Keskingoren: Sizin Turkiye'de bulundugunuz yillar aslinda Turkiye'de ve dunyada bir cok siyasi olaya damgasini vurdugu yillar, 27 Mayis darbesi, Milliyetci ve Solcu hareketlerin yapilanmalari, soguk savasin en yogun yasandigi yillar ve Turkiye bu soguk savasin merkeziydi. Sizde goreviniz itibari ile bir cok olayin merkezinde gorunuyorsunuz. Hatta namebase adli bir internet sitesine gore Turkiye'deki Milliyetci ve Panturkist hareketlerden, Agca ve Papa operasyonuna kadar sizin isminiz merkezde gosteriliyor siz bu konuda ne dusunuyorsunuz?

Ruzi Nazar: Soguk savas ne zaman basladi biliyor musunuz veya hangi olaylar uzerine?

1946 senesinde Sovyetler Turkiye'den uc vilayet istedi, Stalin'in bu istegi aslinda ABD icin bir sok etkisi gibiydi, daha kendimizi Ikinci dunya savasinin sorunlarindan atamamistik. Ayni yillarda Yunanistan da komunistler kargasa cikardi, Yunanistan'i ve Turkiye'yi kaybetme korkusu duyan ABD'deki baskan Harry S. Truman, daha sonra Truman doktrini olarak anilan Yunanistan ve Turkiye ye 400.000 dolar olarak para yardimi yapti.

Bu iki olay ve Truman'in finansal destegi aslinda soguk savasin baslangiciydi. Amerikalilar o yillarda komunizden kacan muhacirleri Avrupa'da kesfetmeye basladi. Bunlarin bir kismi Rusya, Kirim, Ukrayna, ve benim gibi Turkistan'dandi. Amerikalilar o donemde birisi New York'ta digeri Washington'da olmak uzere iki teskilat kurdular, bu teskilatlar genelde Komunizmle savasmak icin kurulmustu.

Bunlardan birincisi 1949'da kurulan The National Committee for a Free Europe, digeri ise American Committee for Liberation from Bolshevism'di. Bu iki teskilat uzerinden Sovyet tehlikesine karsi calisma yapildi.

The National Committee for a Free Europe, Ozgur Radyo yani Radio Liberty bu organizasyonun bir koluydu. 1970'lerde bir cok Turk asilli bu radyoda calisti, hatirladiklarim arasinda Erkin Alptekin ve Timur Kocaoglu var. Iste ben bu soguk savasin baslangic yillarinda Turkiye'ye geldim.

Keskingoren: Turkiye'de sizin geldiginiz yillarda soguk savasin catisma yerlerinden birisiydi, siz bir cok olaya tanik oldunuz ve bizzat icinde yasadiniz.

Ruzi Nazar: 60 devriminden hemen once 1959 Aralik'ta Turkiye ye geldim, aslinda uzun sure kalmak icin gelmemistim fakat sartlar benim on yil gibi bir sure kalmami sagladi. Ben Turkiye'ye geldigimde siyasi vaziyet cok kotuydu. Bilhassa demokrat parti ile CHP arasinda cok sorunlar vardi. Sonra CHP universilerde cok etkiliydi. 1960 senesinin Mart ayinda her gun Ataturk bulvarinda talebeler yuruyus yapiyorlar ve Demokrat Parti iktidarini elestiriyorlardi. Ismet Inonu'yi oven sloganlar atiyorlardi. Turkiye'de siyasi vaziyet gittikce kotuye gidiyordu ve kardes kani akacak gibi bir ortam mevcuttu.

Butun bu siyasi karmasanin ortasinda ABD'nin Ankara elsicisi ki daha sonra Mobil petrol sirketinin muduru oldu, Ankara'da yasayan butun Amerikalilari ABD elciliginin arkasindaki park yerinde toplayip bir konusma yapti. Biz Turk halkinin dostuyuz, ama bugun Turk kardeslerimiz arasinda dahili mucadele oluyor biz Amerikalilar buna hic karismamiz lazim, ben sizlerden rica ediyorum su kritik zamanda siz Turk dostlarinizin ziyafet ve cemaat islerinde olmayiniz ve karismayiniz, cunku bunlar cok yanlis anlasilir, dedi. O yillarda Ankara'da bir hayli Amerikali vardi. O donemin elcisi Turkiye'nin ic islerine karismak istemiyordu.

Keskingoren: O Yilarda Ankara'da Turkes ile gorustunuz mu, cunku Alparslan Turkes darbenin kudretli albayi ve sizinde Washington'dan dostunuzdu?

Ruzi Nazar: O sirada Turkes Gaziosmanpasa'da oturuyordu, fakat ben onunla o donem gorusmedim. Devrim oldu Turkes radyoda konustu. Iki hafta sonra bir pazar gunu ailem Almanya da bekliyordu bir tek ben Ankara'da bulunuyordum. Ankara'da pazar gunu oglen yemegi icin geldigim bir lokantadan cikarken Turkes'in uc kizi ile karsilastim. Bana Ruzi amca nasilsin neler yapiyorsun dediler, bende iyi oldugumu soyledim. Babalarini gorup gormedigimi sordular bende geleli iki uc gun oluyor hayir gorusmedim dedim. O gun beni alip Turkes'in yanina goturduler, Turkes o zaman basbakan mustesari idi, Ankara'da ilk defa Turkes ile o zaman gorustum.

Keskingoren: O yillar devletin yeniden yapilandigi yillardi, bu asamada nelere sahit oldunuz?

Ruzi Nazar: Evet, devlette bir degisim vardi. 1960 devriminden sonra eski adiyla Milli Emniyet olan MIT'de de degisim vardi. Turkiye acisindan cok degerli bir vatanperver olan Ziya Selisik milli emniyetin basina getirildi, zaten meshur Fuat Dogu'da onun bir ogrencisi gibiydi. Eski baskan Ahmet Celalattin Karasapan darbeden uc ay evvel Subat ayinda gorevinden alinmis yerine yardimcisi Selisik getirilmisti. Karasapan Ataturk'un kurtulus savasinda istihbarat muduru ve kurtulus savasinda silah kacirma islerini organize eden kisiydi. Selisik'i Cemal Gursel getirdi, Selisik ise daha sonra Fuat Dogu'yu MIT'in basina getirdi.

Keskingoren: Irfan Ulku'nun son kitabindaki Enver Altayli ile nasil tanistiniz? Cunku o donemde Enver Altayli harp okulundaydi, daha sonra ise Turkes'in kasasi oldu, ve MIT ile calistigi iddia edildi.

Ruzi Nazar: Sakircan Altayli, yani Enver'in babasi Uzbekistan'in Namangan sehrindeki komunist teskilatinin genclik reisi idi. Fakat komunist degildi, ailesi ise zengin oldugu icin, 1917 devrimi ile basina bir sey gelecegini dusunen Sakircan Afganistan uzerinden Mekke'ye geldi ve daha sonra da Istanbul ve oradanda Adana'ya yerlesip Uzbekistan gocmeni bir ailenin kizi ile evlendi. Sakircan'i ben cok onceden taniyordum, yani Enver Altayli ile tanismadan once.

Sakircan Altayli'nin on cocugu oldu, bes kiz bes erkek, ve bunlarin hepsi universite bitirdi. Enver Altayli o zamanlar Harp okulunda son siniftaydi. Zaten Turkes ile de Harp okulundan tanisiyorlardi.

1961 yilinin Subat ayinda harp okulundaki karisikliklar nedeni ile o donem harp okulundaki herkes okuldan cikarildi ve Enver Altayli'da onlardan birisiydi. Fakat ben o zaman Enver'i tanimiyordum. 1960'larin basinda Yeni Istanbul diye bir gazete vardi ve hatta Necip Fazil Kisakurek'te o gazetede yaziyordu. Gazetenin editoru bir pazar gunu beni Ankarada bir kahvehane davet etti ve orada onunla konusurken Enver Altayli oradan geciyordu. Yeni istanbul'un editoru bana bak bu genc senin hemsehrin dedi. Enver'i ilk defa orada gordum. Daha sonra ise babasi bana gelerek oglunun hukuk fakultesini bitirdigini ve ona yardimci olmami istedi. Sadece Enver Altayli'ya degil ama, Erkin Alptekin'e de yardimci oldum, Alptekin'in THY Frankfurt burosunda ise girmesi icin Washington'dan Tanidigim Agasi Sen'i aradim ve Erkin Alptekin'i ise almasi icin rica ettim. Erkin Alptekin daha sonra Radio Liberty''e girdi.

Keskingoren: Peki o yillarda sadece sag ve milliyetci kesimde degil solda da bir takim kisiler ile konustugunuz soyleniyor?

Ruzi Nazar: Elbette, mesela Cetin Altan beni o donemde dostumdu, beni bir cok kisi ile tanistirdi. Kendisi vatanserver bir solcuydu. Hatta beni Kinyas Kartal ile tanistiran da Cetin Altan'di. O yillarda Dogu Perincek'in kurdugu Oncu gazetesine yardimci olan ve parasal olarak destekleyen Kinyas Kartal'di bende bu adam ile tanismak istedim, Cetin Altan ise beni tanistaracagini soyledi. Ben Rusca bildigim icin Kinyas adininda Rusca oldugunu biliyordum ve Kinyas Kartal'a bu ismi nasil aldigini sordum, o da 1912 yilinda Kiev'de bulunan Rus Harp Okulunu bitirdikten sonra ismini degistirdigini soyledi. Bir diger ilgi cekici tanismam ise Nazim Hikmet ile oldu, kendisi ile iki kere gorustum. Birincisi Viyana'da 1956 senesinde dunya gencler festivalindeki tanismam, digeri ise 1957 yilinda Misir'daki Kahire sehrinde oldu.

Keskingoren: Ruzi bey Turkiye'de soguk savas doneminde belki de en onemli olaylardan birisi Abdi Ipekci'nin oldurulmesi ve dunyada ise Papa John Paul II'ye Mehmet Ali Agca tarafindan suikast yapilmasi idi. Sizin isminiz bu olaylar ile aniliyor, ne dusunuyorsunuz?

Ruzi Nazar: Ben Agca nin ismini o Papa'ya suikast girisiminde buunduktan sonra ogrendim. Sonra olayi arastirdigimda Abdi Ipekci'yi oldurdukten sonra hapise girdigini, bunu hapisten kaciranlarin Turk ordusu icindeki solcular oldugunu ogrendim. Yani solcu genc subaylar Agca'yi hapisten kacirip Lubnan'a gonderdiler. Agca Lubnan'dan Bulgaristan'a geldi ve orada belli bir sure cok luks bir otelde kaldi.

Ekim 1978'de Papa John Paul Polonya'dan Papa secildiginde Sovyetler cok endiselenmisti, bilhassa o donem KGB'nin basi olan Yuri Andropov bundan cok rahatsiz oldu ve Papa'nin Polonya'da ki ozgurlu yanlisi ve Sovyetler karsisindaki hareketlerin desteklemesinin bir sekilde onlenmeis gerektigini dusunuyordu.

Bu amacla Varsova'da ki KGB gorevlisine bir mektup yazarak Papa'nin oldurulmesi gerektigini soyledi, fakat aldigi yanit olumsuzdu. KGB Varsova buro sefi bunun Sovyetler acisindan ters tepecegini ve halkin tamamen karsilarina gececegini soyledi. Papa bir Polonya milliyetcisiydi ve bize de yakindi. Bu sirada Bulgarlar Agca'ya biz seni Almanya'ya sokacagiz dediler. Boylece Agca Almanya'ya geldi ve Turk Kultur Dernekleri baskani Musa Serdar Celebi ile bulustu ve ondan bin dolara yakin para aldi. Tabi KGB bu olayi filme almisti. Aslinda Agca'nin Bulgaristan uzerinden Almanya'ya gitmesi, Varsova KGB buro sefinin Andropov'a yazdigi Papa ile ilgili olumsuz rapor uzerine olmustu. Amac Papa'nin oldurulmesi ve bunun Agca vasitasi ile ABD'nin uzerine atilmasi planlanmisti. Daha sonra Turk Kultur dernekleri baskanligina Enver Altayli'da getirildi, cunku Turkes'e yakindi ve O'nu harp okulundan beri taniyordum.

(Açık İstihbarat : Ruzi Nazar'ın "CIA değil KGB yaptı" tezi tarih önünde ve Nazar'ın CIA bağlantısı gözönüne alındığında fazlası ile şüphe ile yaklaşılması ve daha ayrıntılı sorgulanması gereken bir iddiadır. )

Keskingoren: Ruzi bey tabi cok karmasik iliskiler zinciri ve istihbarat orgutlerinin adeta birbirleri ile satranc oynadiklari dev bir carpisma alani, peki burada ABD'nin rolu ne oldu?

Ruzi Nazar: Rus Menseviklerinden Martov 1917 Sovyet devrimi sonrasi New York'a gelir ve orada 1918 yilindan itibaren Rus Sozlugu basligi altinda bir gazete cikarirlar, bu gazete uzun yillar cikti su an hala yayinda mi bilmiyorum. Fakat Agca, Papa'yi vurunca bu gazete ilk defa, suikasttan bir kac ay sonra Agca'nin Andropov tarafindan kullanildigini yazdi. Bizim ise daha evvel KGB'de kripto uzmani olarak calismis, fakat desifre olmadan evvel Moskova'dan Almanya'ya oradadan da Amerika'ya getirdigimiz bir Rus dostumuz vardi. Hatta onun adi uzun donem gizli kaldi biz bu olaylar uzerine Papa'nin vurulmasindan ve menseviklerin New York'ta cikan Rus Sozlugu gazetelerinde cikan yazilardan sonra bu kisiyi Washington'da bulunan basin Klubunde konusturduk ve Andropov planina orada acikladi ve hatta o donemin gazatelerinde bunlari bulabilirsiniz. Tabi Turkiye'de Ugur Mumcu gibi yazarlar bu olayi bizim uzerimize yikmaya calistilar ve benim hakkimda Cumhuriyet gazetesinde haber yaptilar.

Keskingoren: Ruzi bey biliyorsunuz Turkiye'de 2002 Aralik'tan itibaren Islami oldugu iddia edilen bir parti, yani Akparti iktidarda, Recep Tayyip Erdogan'da bu partinin baskani, eski Disisleri bakani Abdullah Gul ise tartismali bir secim sonrasi Cumhurbaskani secildi, siz bu konularda ne dusunuyorsunuz?

Ruzi Nazar: Recep Tayip Erdogan beni Istanbul belediye baskani iken yemege davet etti, sayin Erdogan hakkinda ne kadar gerici de deseler ben ayni kanaate oldugumu soyleyemecegim. Fakat Abdullah Gul hakkinda daha farkli dusunuyorum, Gul'un esi Muhammad Salih'in esi ile dost, ve biliyorsunuz Muhammad Salih, Uzbekistan Islami Hareketi lideri Tahir Yoldashov ile Istanbul'da 1997 yilinda gorustu.

Ayni Yoldashov daha sonra Al-Kaida ve Taliban yaninda savasmak icin Afganistan'a gectiginde ABD tarafindan olduruldu. Bence, Ataturk Turkiye'yi kurdu, Menderes gelistirdi, Recep Tayyip Erdogan'in da olumlu isler yaptigini, ekonomik olarak Turkiye'yi ileri goturdugunu dusunuyorum. Gecen sene Mayis ayinda Turkiye'de bulundugumda Alanya'ya gittim eski dostum Altemur Kilic beni Alanya belediye baskani ile bir yemegi davet etti, Alanya benim 1960'larda bulundugum Ankara'dan daha buyuk hale gelmis belki bu ornek Turkiye'nin gelistiginin gostergesidir.

(Açık İstihbarat : Ruzi Nazar'ın Tayyip-Gül dengesinde ; "Gül'ün eşi Muhammed Salih'in eşinin dostudur" tarzı bir anektod üzerinden bu kadar keskin bir taraf beyan etmesi not edilmelidir)

Keskingoren: Bugun Turk dunyasinda gelinen nokta itibari ile Uygurlara Amerikan hukumetinin verdigi acik bir siyasi ve finansal destek var, soguk savas doneminde Turk dunyasi ve Panturkism, Sovyetlere karsi bir silah olarak kullanilmistir, benzer politikalar sizce bugun Cin'e karsi mi uretiliyor?

Sadece Uygurlar degil, Uzbekistan muhalefetide sanki bu siyasi satrancta bir yer aliyormus gibi bir izlenim mevcut, benzeri Iran'daki Azeri Turkleri uzerinde de var.

Uzbekistan muhalefetinden Erk Partisinin lideri Washington'da ABD'nin Orta Asya'dan cikmamasi gerektigini, eger ABD giderse Cin'in gelecegini soyledi. Bu konusmayi Kansas senatoru ve Helsinki komisyonu baskani Sam Brownback'in onunde soyledi.

Sizce Turkistan degisiyormu, Panturkism Amerikan Turan'i olarak mi geliyor?

Ruzi Nazar: Uzbekistan muhalefeti tamamen olmasada buyuk darbe almis durumda, Muhammed Salih ve Abdurrahim Polat fazla guclu degiller, cunku ozlerine hakim olmak icin politikadalar. Bunlarin zamani gecti artik. Aslinda Uzbek muhalefeti Turkiye'ye Azerbaycan uzerinden gelisinde Enver Altayli yardimci oldu ve Enver'e de Bedrettin Dalan yardim etti.

Daha sonra Turan Yazgan'in da yardimlari ile Istanbul'da kaldilar. Fakat yine soyluyorum Uzbekistan Muhalefeti artik eski gucunde degil ve olamaz da.

Uygurlar ise cok ilginc, aslinda oraya Sarki Turkistan diyelim, yani Uygur kelimesinin kullanilmasini ben yanlis buluyorum. Uygurlarin bir kismi her ne kadar Uygurculuk yapsa da esas Sarki Turkistan ve Turkistan'in batisi ile sarki ile bir butun olmasi. Uygurlarin bugun Amerika'ya gelmesinin en buyuk nedeni ve sorumlusu Turkiye'dir. Uygurlar Turkiye'de bir teskilat kurmak istediler, fakat Turkiye'deki yoneticiler Cin buyuk bir ulke bunu burada yapmayin, Amerika'da bizim dostlarimiz var, teskilati orada kurun ve biz sizi Amerika'daki dostlarimiza soyler onlarin size yardimci olmasini saglariz dediler. Uygurlar bu yuzden Amerika'ya gelmeye basladi.

Keskingoren: Sizinde Bildiginiz uzere Uygur hareketi su an ABD tarafindan desteklenen Dalai Lama ve bagimsiz Tibet hareketi ile cok yakin ve gorusuyorlar, hatta Erkin Alptekin, bagimsiz Tibet hareketi Washington temsilcisi ile 1960'larin sonundan beri gorustugunu soyledi, siz ne diyorsunuz bu konuda?

Ruzi Nazar: Dalai Lama ile Uygurlarin ilk gorusmesini Erkin Alptekin degil, Mehmet Emin Bugra baslatti. Mehmet Emin Bugra aslinda Sarki Turkistan'in lideri ve benimde dostumdu. Erkin Alptekin'in babasi Isa Yusuf Alptekin ise O'nun yardimcisi idi. Fakat Mehmet Emin Bugra vefat edince Isa Yusuf Alptekin lider oldu. Uygur Turklerinin durumu aslinda cok kotu belki de Turk toplumlari icinde en zor durumda olanlar onlar. Cunku Kultur devrimi Sarki Turkistan'i Cinlilestiriyor.

Keskingoren: Ruzi bey konusmamiz icin tesekkur ederiz.

Ruzi Nazar: Ben tesekkur ederim.