Filistin Secimlerinin Sonucunun Bolgesel Politikalara Yansimasi
Prof. Dr. Osman Metin Ozturk
Filistin secimlerinden Hamas’in zaferle cikmasi, ilk
bakista, en cok ABD’yi olumsuz olarak etkileyecek bir
gelisme gibi gorunur. Cunku, bolgenin haritasi soyle
bir zihinlerde canlandirilirsa, Pakistan’dan baslayip
Afganistan, Basra Korfezi, Irak, Turkiye Libya, Mýsýr
ve Afrika Boynuzuna kadar uzanan cografya, su veya bu
sekilde ABD’nin varlik bulundurdugu veya ABD’nin etki
alanina acik olan cografyalardir. Bu cografyanin bir
diger ortak ozelligi de Islam cografyasi olmasidir.
Bolgede yasayan halkin buyuk bir cogunlugunun Musluman
olmasidir. Yine bu cografya, ABD’nin Kuzey Afrika ve
Genisletilmis Buyuk Orta Dogu Projesinin bir
parcasidir. Yani, ABD, ikisi nasil bagdasiyorsa, hem
bu cografyayi ozgurlestirmek (!), hem de bu cografyada
ýlýmlý Islami hakim kýlmak (!) pesindedir.
Ancak, Iran’da Ahmedinecad’in is basina gelmesinden ve
Mýsýr’daki son secimlerden Musluman Kardesler
Orgutu’nun onde cikmasindan sonra, Filisitin’de de
Hamas’in secimlerden tek basina hukumeti kurabilecek
bir sonuc elde ederek cikmasi, ABD’nin bu bolgedeki
varliginin ve cikarlarinin giderek tehlikeye girdigi
bir tabloyu ortaya cikarmistir. ABD’nin 1991 yilindan
bu yana Orta Dogu’da barisi saglamak icin surdurdugu
onca caba, basarisizlikla sonuclanmis gibidir.
Hamas’in Filsitin’deki secimlerde elde ettigi sonuc,
bunun cok somut ve guncel bir isareti olarak
alinabilir.
Bunlar bahse konu gelismeler karsisinda hemen (ilk)
akla gelenlerdir. Ancak, gelismelere oldukca farkli
acilardan bakilmasi da mumkundur. Gelismelerin oldukca
farkli bir boyutta ortaya cikmis olabilecegi de akla
gelmektedir. Bu boyut da yine ABD merkezlidir.
Hamas’in arkasinda ABD’nin oldugu ve Hamas’in geldigi
noktanin ABD’nin isine gelecegi ile ilgilidir. Bunun
nedenlerine asagida ayrintili olarak deginilmistir.
ABD, bolgede sikinti icindedir. Irak’ta dengeler Iran
lehine kaymaya ve Iran, bu durumu butun dis
politikasina tesmil edip bolgede yeni bir yayilma
sureci icine girmistir. Artan petrol fiyatlari,
Iran’in rejimi ihracini ve yayilma politikasini
beslemekte ve kolayca silahlanmasina hizmet
etmektedir. Bu tablo, ABD karsisinda, Iran’a zor bir
hedef niteligini kazandirmaktadir. Nukleer imkan ve
kabiliyete sahip oldugunun ortaya cikmis olmasi, bu
tabloyu, ABD icin daha olumsuz kilmaktadir. ABD’nin
Irak’i isgali, her gun biraz daha Iran’a hizmet eder
olmustur. ABD sayesinde Iran, hem bolgede, hem de
kuresel olcekte one cikmaya (guclenmeye) baslamistir.
ABD, ayni zamanda Iran’i karsisina almistir, ancak
Iran uzerinde etkili olamamaktadir. Bu da ABD’nin
uluslararasi kamuoyu nezdindeki imajinin hergun biraz
daha zedelenmesine yol acmaktadir. Afganistan’da ve
Irak’ta olmasina (yani dogudan ve batidan Iran’i
kusatmasina) ragmen, ABD’nin bolgedeki varligi,
Iran’in onunu kesmeye yetmemektedir. ABD’nin Iran’in
onunu kesebilmesi, bolgesel dengelerde Iran’i hatiri
sayýlýr bir guc olmaktan cikarabilmesi ve bolgedeki
Amerikan cikarlarini koruyabilmesi, Iran karsisinda
bolgeden ciddi destek almasina (veya verilen destegin
guclendirilmesine) bagli hale gelmistir. Bu noktada
da, ilk akla gelen ulke de Turkiye’dir. Ancak, son
15-20 yildir yasananlar,
- ABD’nin, Irak’in kuzeyindeki Kurtlerin hamiligini
yaparak ve Irak’i isgal ederek, bolgede Turkiye’yi
gozden cikarabilecegini dusundugunu,
- Turkiye’nin yerine ayrilikci Kurtleri ve Irak’taki
Amerikan varligini ikame edebilecegini
degerlendirdigini,
ortaya koydugu icin, Turk-Amerikan iliskileri her gun
biraz daha bozularak bugune gelmistir. ABD, Turkiye’ye
yalnis yapmistir. Bu sure icinde ABD’nin yaptiklari,
dostluktan ve muttefiklikten uzak olmustur. Bu
kosullarda, Turkiye, hakli olarak, ABD’nin kuzeyden
Irak’a girmesine musaade etmemis, bununla ilgili
tezkere TBMM’de ret edilmistir.
ABD, Turkiye’yi de karsisina alarak Irak’i isgal
etmiþ; fakat, sonra giderek sikintiya girmeye
baslamistir. Irak’taki tablonun ABD icin kotulesmesi,
ayni oranda ABD’nin bolgede Turkiye’ye olan ihtiyacini
da ortaya cikarmistir. Turkiye’ye yalnis yapan ve
Turkiye’yi bolgede yok varsayan ABD, giderek hatasini
anlamaya baslamistir. Cunku olaylar, Turkiye’nin
onemini yeniden ortaya koymustur. Bu surec icinde,
tezkerenin reddinin, ABD’nin Irak’ta icine dustugu
durumun nedeni olarak gosterilmesi ve Amerikalilarin
tezkerenin ret edilmesine gosterdikleri ciddi (sert)
tepki, tersinden gidilirse, aslinda Turkiye’nin
stratejik degerinin ABD tarafindan yeniden fark
edildigine isaret eder.
Diger taraftan, Irak’taki (ozellikle Irak’in
kuzeyindeki) gelismeler, ABD’nin istemedigi bir
mecraya kaymaya ve bu kayis da, ABD’yi yeniden
Turkiye’ye itmeye baslamistir. Yani, Irak’taki olumsuz
gelismeler, ABD’yi, bozulan Turk-Amerikan iliskilerini
gozden gecirmeye itmistir. Turk-Amerikan iliskileri,
temelde Irak ve Irak’ýn kuzeyindeki Kurt siyasal
olusumu uzerinden bozulmustu; o halde, duzeltilmesi de
bunlar uzerinden olacakti…
Iste bu noktada Hamas’a ve Hamas merkezli olasi
gelismelere bakmak gerekir. Ýsrail’i tanimayan ve
Ýsrail ile barisa karsi olan Hamas’in siyaseten
Filistin tarafini temsil eder bir konuma gelmesinin
pratikteki anlami, buyuk bir olasilikla
Ýsrail-Filistin anlasmazliginin yeniden alevlenmesi
olacaktir. Dikkatlerin (gozlerin), simdiden
Ýsrail-Filistin anlasmazligina cevrili olmasinin
arkasinda bu beklenti vardir.
ABD de dahil, gozlerin yeniden Ýsrail-Filistin
anlasmazligina cevrilmesi, Irak’in kuzeyindeki Kurt
siyasal olusumunun hamiliginde ister istemez bir
gerilemeye yol acacaktir. Bu da, Irak’in kuzeyindeki
ayrilikci Kurtleri, Turkiye’nin etkisine acacak
ve/veya bu olusumu yeniden Turkiye’ye itecektir.
Boylece, ABD, Irak Kurtlerini de karsisina almadan,
Turk-Amerikan iliskilerini duzeltme imkanini elde
etmis olacaktir.
Tabi bu noktada, tabandaki Amerikan karsitligina
ragmen ABD’ye “yanasik” duran Erdogan’in Hamas’a
yaptigi (arabuluculuk da dahil) onerilerin, Turkiye’ye
olabilecek yansimalarini da gormek gerekir. Bu
yansimanin da, siyasal (radikal) Islam’in “ýlýmlý
Islam”a donusturulmesinde ve tipki Hamas gibi,
PKK/KADEK teror orgutunun de Turkiye’deki olagan
siyasal surecin icine cekilmesinde kullanilmasini
beklemek gerekir. Keza, Hamas’in elde ettigi
basarinin, Turkiye’deki siyasal Islamcilari
cesaretlendirmesini ve bunlarin artik “takiye” yapma
geregini duymayacaklari yeni bir yaklasim icine
girmeleri de mumkundur. Yani, bir taraftan Turkiye’nin
Irak’in kuzeyindeki gelismelerden duydugu endiseler
izale edilmeye calisilirken, diger taraftan da Turkiye
yeni ve belki de daha buyuk gailelerle karsi karsiya
birakilmaktadir. Bir an icin, ABD’nin, Irak’in
kuzeyinde Turkiye’yi rahatlatmak ve bu suretle bolgede
Turkiye’nin destegini yeniden kazanmak adina Hamas’a
ortulu olarak destek vermis oldugu dusunulurse, bu da
yine Turkiye karsisinda ABD’ye yeni imkanlar ve
firsatlar vermektedir. Ozde degisen bir sey
olmamaktadir. Bir konuda hatasini anlayip telafi etti
derken, ABD, gercekte, bir baska konuda ve yolla
Turkiye’yi baski ve kiskac altinda tutmaya devam
etmektedir.
Iran, petrol fiyatlarindaki yuksek seyirin ve
Irak’taki tablonun etkisinde, Ahmedincad ile birlikte
yeni bir atilim ve acilim icine girmistir.
Filistin’de Hamas’in geldigi konum, Israil’i yok
varsayan ve dunya Muslumanlarinin hamiligine yeni bir
heyacanla sarilmis olan Iran’ý bu sorunun icine
cekerek, Iran’ýn ilgisinin ve gucunun parcalanmasina
hizmet edecektir. Mevcut tabloda, dunya
Muslumanlarinin hamiligi yolunda onunun acik ve
kosullarin kendisi lehine oldugunu dusunen bir Iran’in
Hamas ve Filistin uzerinden bu alana daha cok
cekilmesi, Iran’in cephe genisletmesine ve zayif
dusmesine neden olacaktir. Sunni Ýslam dunyasinin,
Iran merkezli bu gelismelerden duyacagi rahatsizlik,
Iran karsisinda ABD’nin isine gelecek ve ABD bunu
kullanacaktir. Hem de bir kac acidan birden… Iran’in
ilgisinin ve gucunun parcalanmasi, Irak’ta ABD’nin
isine gelecegi gibi, Islam-Bati catismasi baglaminda
Ýslam ici catismayi besleyerek Bati karisisinda Islami
da zayif dusurecektir. Israil karsiti soylemleri ile
Hamas’in Filistin tarafinda kontrolu ele gecirmesi,
Islam Dunyasinda butun inisiyatifin Siilerin eline
gecmesini onleme ve Sunnilerin inisiyatif sahibi
olmasi acisindan da anlamlidir. Yani Sii-Sunni
rekabeti de, Bati’nin bayraktarligini yaptigi icin,
yine ABD’nin (yeni muhafazkarlarin) cikarlarina hizmet
edecektir.
Iran’in Filistin sorununun icine cekilmesi, ilgi ve
guc parcalanmasina yol acacagi icin, Turkiye’nin de
isine gelecek; bu durum, en azindan, Turkiye’nin laik
ve demokratik rejimini hedef alan Iran’in yayilmaci
siyasetini karsilamada Ankara’nin isini
kolaylastiracaktir.
Irak’in kuzeyindeki gelismelerin ABD’nin istemedigi
bir mecaraya kaymasinda Israil’in de payinin oldugu
bir gercektir. 1991’de baslayan Orta Dogu Baris
Surecinde aradan gecen 15 yil icinde mutlu sona
ulasilamamasi, Israil-ABD iliskilerinin seyri
acisindan fazla irdelenmemektedir. Oysa, ABD’nin
Irak’ta istedigini yapamamasinda, Israil-ABD
iliskilerindeki degisimin de payi vardir. Israil’in
bolgede ABD’ye olan ihtiyaci son donemde bir azalma
sureci icine girmistir. Ýsrail ABD’nin etki alanindan
cikmaya baslamistir. Oyle ki, dis politikasini ABD’ye
gore sekilendiren Israil’in gitmis, yerini ABD’nin dis
politikasini etkileyen (hatta akamete ugratan) bir
Israil’in ortaya cikmis oldugu bile ileri surulebilir.
Keza, Israil’in bir suredir, belli acilardan ve
alanlarda ABD’nin bolgedeki rakibi oldugunu soylemek
de mumkundur.
Konuya Israil acisinda bakildiginda dikkati ceken asil
onemli husus, Israil’in Irak’in kuzeyine olan
ilgisinin ve buradaki varliginin, ABD’yi Irak’ta zora
sokan etkenlerden onemli bir tanesi olmasidir. ABD’nin
etki alanindan cikmis Israil’in Irak’ýn kuzeyindeki
mustakil varligi, ABD’yi,
- hem ilave riskler ve tehditler ile karsi karsiya
birakmakta,
- hem yerel unsurlarin hareket serbestisini artirmak
suretiyle ABD’nin nufuz alanini daraltmakta ve nufuz
maliyetini yukseltmekte,
- hem de saptadigi hedeflerde sapma ile karis karsiya
birakmakta, bolgeye iliskin politikasinda sapma
acisinin buyumesine neden olmaktadir.
Bu nedenle, Israil’i hedef alan Hamas’in secimlerden
zaferle cikmasi, Israil karsisinda da ABD’yi
rahatlatacaktir. Dune gore Filistin’e daha cok angaje
olacak bir Israil, bolgede ABD’nin onunde bir engel ve
islerini bozan aktor olmaktan buyuk olcude uzaklasmis
olacaktir. Hatta, arkasinda Iran’in oldugu
Filsitin’den gelen belirgin tehdit nedeniyle,
Ýsrail’in yeniden ABD’nin etki alanina donmesi de soz
konusu olabilecektir. Elbette ki, bu geri donus 15-20
yil oncesini cagristirmayacaktir. Ancak, Israil’in
ABD’ye ragmen bolgede mustakil hareket etmesi artik
kolay olmayacaktir. Saron’un sagligi nedeniyle
siyasetten cekilmek zorunda kalmasi da dahil Israil’in
ic politikada icinde bulundugu durum da, Israil’i
gelismeler karsisinda konjonkturel olarak zayif
dusurmustur. Bu kosullarda Israil’in ABD’ye olan
ihtiyaci yeniden kendisini gosterecek, bu da Israil’in
ABD tarafindan kontrol edilmesi ve denetim altina
alinmasi amacina hizmet edecektir.
Bolgede, yukselen iki egilim vardir. Birincisi ABD
karsitligi, ikincisi de Iran’in onunun acik oldugudur.
Hamas uzerinden Israil-Filistin anlasmazliginin tekrar
one cikarilmasi, her iki egilimin de hiz kesmesine
hizmet edecektir. Bu da, ABD icin, iki dafa kazanc
demektir. Hem Israil one cikip simsekleri uzerine
cekecegi icin ABD karsitliginda tansiyon dusecek, hem
de Iran Islam Dunyasinin sozculugu/temsilciligi
konumundan uzaklastirilmis olacaktir. Cok sayida
aktorun angaje oldugu Filistin sorununun Hamas’in elde
ettigi secim basarisi ile one cikmasi ve Hamas’in
Suuni kimligi, Irak uzerinden tek basina one cikan
Iran’in Filistin sorununda fazla one cikmasini
engelleyecektir. Iran’in Filistin sorununda Irak’ta
oldugu gibi one cikabilmesi, ancak cok gayret sarf
etmesine bagli olacaktir ki, bunu yapmasi da Iran’i
Irak’ta zayif dusurecektir.
Hamas uzerinden Israil-Filistin anlasmazliginin
yeniden one cikmasi, her kosulda, Irak’ta ve Iran
karsisinda, az veya cok, ABD’yi rahatlacaktir. Bu
rahatlamanin, nukleer imkan ve yetenegi bahane
edilerek Iran’a yonelik bir mudahalenin onunu acip
acmayacagi ise, Filistin’deki gelismelerin icine
girebilecegi yeni mecralar ile yakindan ilgili
olacaktir.
ABD, radikal Islami soylemi bir tehdit olarak
algilamaktadir. Filsitin’de ise, Hamas, ciddi bir
secim zaferi elde etmistir, radikal soylemlere
sahiptir ve bir Islam devleti kuracagini aciklamistir.
Ancak yine bunlara bakarak da, Hamas’in geldigi
noktanin ABD’nin cikarlarini tehdit ettigi sonucuna
ulasmamak gerekir. Cunku, yukarida bir kac yerde de
ifade edildigi uzere, Hamas’in elde ettigi sonuc,
bolgede siyasal Islam’in yukselmesine degil, onun
kontrol altina alinmasina hizmet edecektir. Bunun en
somut gostergesi, Turkiye’den Erdogan’in Hamas’a
iliskin yaklasimi, “ilimli” Islam onerisidir. Diger
bazi gostergeler ise su sekilde siralanabilir: Iran’in
onunun kesilmesi, radikal Islami soylemlerin
artmasinin ABD disindaki diger Batili ulkeleri de
harekete gecirecek olmasi, artan petrol zenginliginin
Ýsrail-Filistin anlasmazliginda tuketilerek bunun
radikal Islam’in mesafe almasinda kullanilmasinin
onune gecilmesi gibi.
Hamas’in elde ettigi secim basarisinin Israil-Filistin
anlasmazligini one cikarmasi ve Iran’in bu
anlaþmazliga daha cok angaje olmasi, Rusya, Cin ve
Hindistan’in da isine gelecektir. Rusya (ve bolgedeki
Sunni petrol ureticileri), bu sayede, enerji
kaynaklarini daha iyi degerlendirme imkanini elde
edeceklerdir. Iran’in bu uc ulkedan yaptigi silah
alimlari artacaktir. Ozellikle Cin ve Hindistan,
petrol icin Iran’a odedikleri parayi silah satarak
geri alma imkanina sahip kavusacaklardir. AB’nin,
kaygisi ise, daha cok enerji merkezli olacaktir.
Akdeniz Diyalog Programinin ve Komsuluk Programinin,
temelde enerji merkezli olarak ortaya cikmis oldugu
dusunulurse, AB’nin Filsitin ile ilgili gelismelere
munhasiran bu gozle bakacagi soylenebilir. Ancak
AB’nin, bir taraftan meydani tamamen ABD’ye birakmamak
adina soz konusu programlar uzerinden Israil-Filsitin
anlasmazligina mudahil olmaya calisacagini, diger
taraftan da ayni zamanda enerji acisindan yuzunu Kuzey
Afrika’ya daha cok donecegini soylemek de mumkundur.
Gelismelerin bu ikinci boyutuna iliskin yukaridaki
yorum ve degerlendirmeler, bizi, Hamas’in elde ettigi
secim zaferinin tesaduf olmadigi ve gudumlu (arkasinda
buyuk guclerin) oldugu sonucuna goturmektedir. Esasen,
El Kaide’nin ABD’nin kontrolunde bir orgut olarak
dusunuldugu bir ortamda, Hamas’in ABD’nin etki
alaninda olmasi, diþlanacak bir olasilik olmayacaktir.
Eger, Hamas her bakimdan Hizbullah ile kiyaslanir ve
karsilastirilirsa, bu olasiligin hic de zayif bir
olasilik olmadigi gorulecektir. Bu nedenle, ne ABD’den
gelen ve Hamas’i hedef alan sert aciklamalara, ne de
Israil ve Filsitin taraflarindan gelen olumsuz
beyanlara kanmamak gerekir. Geriye donulup
bakildiginda, Israil’in, Seyh Ahmet Yasin ve Rantissi
gibi Hamas’in onde gelen isimlerini oldurmus olmasi
ile; Hamas’in, bugune kadar Israil’e yonelik 40’ýn
uzerinde saldirida bulunmus ve bu saldirilarda 300’un
uzerinde Israillinin olumune neden olmasina da, bu
baglamda, fazla bir anlam yuklenmemelidir. Bunlari
cikis noktasi alacak yorumlarin ve degerlendirmelerin
isabet derecesi fazla yuksek olmayacaktir. Cunku
onemli olan, arka plandaki aktorler ve bunlarin
cikarlaridir. Ýsrail ic politikasindaki parcalanmislik
ile, Filistin tarafinda birbirleri ile catisan ve bu
catismada surekli dis destek arayisi icinde olan
radikal gruplarin bollugu ve bunlarin oldukca
pragmatist oluslari da, keza arka plandaki aktorlerin
isini kolaylastirmaktadir. Bu noktada, Filistin
tarafinin dis yardimlara oldukca bagimli oldugunu da
ayrica unutmamak gerekir. Yani ipler, arka plandaki
aktorlerin elindedir.
Olaylara, ozellikle ABD’nin gelismelerdeki yeri cikis
noktasi alinirak bu sekilde bakilirsa, Orta Dogu Baris
Surecinin 1991’deki ruhu ile yeniden canlanmasi, uzak
bir olasilik olmayacaktir. ABD’nin bolgesel dengeleri
yeni kosullarda kendisi lehine sagladiktan hemen
sonra, bu sureci yeniden baslatmasi pekala mumkundur.
Turkiye’nin ozellikle bunu gormesi; gorebilmesi icin
de, gelismleri cok yakindan takip etmesi
gerekmektedir. Orta Doðu Baris Surecinin amacina
ulasmasi, Turkiye’yi bugun kurtulmaya calistigi
endislerin icine daha guclu olarak itecektir.
Turkiye, Irak’in kuzeyi konusunda kendisini
rahatlatabilecegi degerlendirmesinin etkisinde
kalarak, Filsitin ile ilgili gelismelere fazla ve
aciktan mudahil olmamalidir. Son donemde ABD ile olan
iliskilerde yasananlari hatirda tutarak ve belirtilen
olasiliklari dikkate alarak, ABD’ye mesafali
durmalidir. ABD’nin Irak’ta yasadiklarinin etkisinde
Turkiye’nin yerine ikame etmede daha gercekci ve
guvenilir alternatifler uretmesi fazla zaman
almayacaktir. Olaylar, ABD’nin Turkiye’yi bolgede yok
varsayarak mesafe alamayacagini ortaya koymustur ve bu
nedenle Turkiye, ABD’nin bolgedeki (simdilik) ortulu
hedefidir.
Turkiye icin ozellikle goz onunde bulundurulmasi
gereken yakin tehlike, Hamas’in siyasal surece
katilmasi orneginin Turkiye’ye tasinarak, bunun
PKK/KADEK teror orgutu lehine bir emsal olarak
kullanilmasi ve bu yonde Turkiye’ye baski
uygulanabilecek olmasidir. Rice’in ifadesi ile,
Hamas’in “terordeki ayagini” buradan cekerek, “iki
ayagina da siyasette yer vermesi”, eger
gerceklesirse, Turkiye’nin onune bir emsal olarak
konulacaktir. Hamas ile PKK/KADEK teror orgutunun ayný
kefede yer alip alamayacagi ayri bir konu olmakla
beraber, Turkiye icin boyle bir olasilik, hem de guclu
bir sekilde mevcuttur. Turkiye icin bir diger risk de,
bolgesel kosullarin cok hizli degisebilir olmasinin
etkisinde, Turkiye’nin mevcut kosullarda Irak
konusunda kendisini rahatalabilecegi icin Hamasli
Filsitin’e ileri derecede angaje olmasinin, neden
olabilecegi politik ve ekonomik sikintilardir.
Turkiye, altindan kalkamayacagi ekonomik yardim
talepleri ile karsi karsiya kalabilir. Turkiye’nin
Filistin ve bazi bolge ulkeleri ile olan iliskileri
bozulabilir. Turkiye, ilgi ve kaynaklarinin daha da
ufalanmasi sonucunu dogurabilecek, yeni sorunlarý,
riskleri ve tehditleri kaldýrabilecek durumda
degildir. Bunlardan uzak durmak zorundadir. 29 Ocak
2006
Gazi Universitesi
Ýktiasadi ve Ýdari Bilimler Fakultesi
Uluslararasi Iliskiler Bolumu Ogretim Uyesi
POLSAR Baskani
(www.habusulu.com, www.jeopolsar.com)
