Erdogan Azerbaycan'da, Huseyin Mumtaz
Erdoðan yarýn Azerbaycan’a gidiyor.
Peki Erdoðan bir ay önce Bakü-Ceyhan petrol boru hattýnýn açýlýþý için yapýlan törene neden gitmemiþti?
‘’Yüzyýlýn rüyasý’’ olarak nitelenen törene katýlan Cumhurbaþkaný’na neden refakat etmemiþti?
Onun gölgesinde mi kalmamak istemiþti, yoksa çok kýsa bir zaman sonra gideceði Amerika’dan Bush’un bölge ile ilgili görüþlerini aldýktan sonra mý gitmeyi tercih etmiþti?
Keþke Sezer ile gitseydi.
Çünkü Baþbakan’ýn Amerika seyahatinden itibaren Türkiye’nin bölgedeki duruþu, durumu, statüsü büyük ölçüde deðiþmiþtir.
Amerika’dan hemen sonra Lübnan’a gitti Erdoðan ve orada ‘’baþý dik’’ Türkiye’nin bayraðý Ermeniler tarafýndan yakýlýrken þöyle bir lâf etti:
‘’Büyük Ortadoðu Projesi ve Kuzey Afrika inisiyatifi çerçevesinde her türlü yardým ve katkýya hazýrýz.’’
Bu, kaya gibi bir lâftýr.
Altýndan kalkýlamayacak bir lâftýr.
Þimdi bölgedeki her ülke Türkiye’yi BOP’un koordinatörü olarak görecektir.
Bundan sonra çevre ülkelere giden her Türk yetkili ziyaret ettiði ülkede Amerika’nýn söylediklerini aktaran kimse muamelesi görecektir.
‘’Türkiye olarak her türlü yardýmý yaparýz’’ demek baþka, ‘’BOP çerçevesinde yaparýz’’ baþkadýr.
BOP; GOKAG veya adýna ne zýkkým derseniz deyin bu proje, Amerika’nýn Fas’tan-Moðolistan’a kadar dünya enerji-petrol yataklarýný ele geçirmek için kurguladýðý bir senaryonun cilalanmýþ, kýlýfýna uydurulmuþ adýdýr.
Þu anda dünyanýn nüfusuna oranla en fazla petrol tüketen ülkesi Amerika’dýr. Fakat gelecek on yýl içinde Çin Amerika’yý geçecektir.
Ýþte Amerika’nýn kâbusu budur. Onun için petrol-doðal gaz kaynaklarýný ve ulaþým yollarýný ya elde etmek, ya da kontrol etmek istemektedir.
Ýkiz kuleler saldýrýsý, Bin Lâdin, Saddam… Hepsi Amerika’nýn bu senaryosuna yardým eden piyonlardýr.
Türkiye piyon mu olacaktýr, kale mi, vezir mi?
Þah mý?
Türkiye’nin ne ilgisi vardýr Afrika ile de baþbakan Lübnan’da yukarýdaki sözü söyleyebilmektedir?
Türkiye’nin, Türkiye olarak bölgede yapacaðý çok þey vardýr ve bunun için onun bunun icazetini, projelerini almaya ihtiyacý bulunmamaktadýr.
Þimdi Erdoðan Azerbaycan’a gidiyormuþ.
Gitmeden; Türkiye ve Azerbaycan’daki duruma bir bakalým.
Azerbaycan’da Kasým ayýnda seçim vardýr.
Seçim deyince akla ister istemez Gürcistan, Kýrgýzistan ve Ukrayna gelmektedir.
Soros gelmektedir.
Azerbaycan’da, oðul Aliyev ve partisinin çoðunluðu bulunmaktadýr.
Azerbaycan’da, beðenirsiniz, beðenmezsiniz ama bir ‘’istikrar’’ vardýr. Düzen vardýr. Bölge ülkelerinin çoðunda mevcut olan ‘’orman hukuku’’ yoktur.
Problem, sosyal huzursuzluk, fert baþýna düþen milli gelir azlýðý ve haksýz paylaþým yok mudur?
Vardýr ama Azerbaycan Kafkasya’nýn bütününde; Gürcistan, Rusya’nýn güneyindeki bilumum özerk bölgeler ve Ermenistan göz önüne alýndýðýnda bir istikrar adasýdýr.
Devlet kültürü, geleneði vardýr.
Gecekondu bir devlet deðildir.
Ve Azerbaycan’ýn petrolü vardýr.
Üstelik Azerbaycan(ýn þimdiki Cumhurbaþkaný) bu petrolünü Türkiye üzerinden dünya pazarlarýna ulaþtýrmayý onaylayan-destekleyen bir kimsedir.
Þimdi bu ‘’statik’’ ve Türkiye’nin lehine olan durumun bozulmasý kimin iþine gelir?
Kimin geleceðini bilmem ama Türkiye’nin iþine gelmez.. Gelmemelidir.
Hâl böyle iken seçimlerde muhalefetini desteklemek ne iþtir?
Soros’a, Amerika’ya hizmet etmektir.
Peki Soros’un gücü Ýran’a neden yetmemiþtir de ‘’muhafazakâr’’ Ahmedinnecad seçilebilmiþtir?
Türkiye’de seçim olsa Soros’un muhalefet lehine sokaklara döküleceðini mi zannediyorsunuz?
Hayýr… Soros Türkiye’de tam tersi þu anda iktidar için sokaklarda, salonlarda, ev-köþe bucak muhabbetlerindedir.
Erdoðan Azerbaycan’a gitmeden sadece bir hafta önce Soros Ýstanbul’da idi.
Kurucusu olduðu Açýk Toplum Enstitüsü'nün toplantýlarýna katýlmak ve yatýrým ortamýný deðerlendirmek için bir grup iþadamý ile Türkiye'ye gelen Soros, Çýraðan Sarayý'nda ''ABD'nin Dünyada Nasýl Daha Ýyi Rolü Olabilir'' baþlýklý bir konferans verdi. Türkiye'ye iliþkin sorular üzerine, kendisine bu ülke hakkýndaki bilgilerin TESEV Baþkaný Can Paker tarafýndan verildiðini belirten Soros, ''Bence AKP demokrasiye inanýyor. Önceki hükümetlerden daha dürüst, yolsuzluk daha az ve desteði hak ettiðine inanýyorum'' dedi. Macar asýllý ABD'li ünlü yatýrýmcý ve spekülatör George Soros , Türkiye'nin Ýslam ülkeleri arasýnda demokratik bir ülke olduðuna iþaret ederek ''Türkiye bir örnek, farklý bir örnek. Ýslam ülkesinde demokrasi mümkündür. Bu nedenle Türkiye, Baþkan Bush tarafýndan olumlu olarak deðerlendirilmeli'' diye konuþtu.
Eniþtemiz bizi niye öpüyordu acaba?
Erdoðan Azerbaycan’a gitmeden sadece bir hafta önce Dýþiþleri Bakanlýðý, Geniþ Ortadoðu Projesi kapsamýnda ilk faaliyetini TESEV ile birlikte gerçekleþtirdi. Ýstanbul’da yapýlan kadýnlar zirvesinde, 20 farklý ülkeden 50’ye yakýn Ortadoðulu ve Kuzey Afrikalý kadýn bir araya geldi.
NTV’den Ýrfan Bozan’ýn haberine göre Dýþiþleri Bakanlýðý Geniþ Ortadoðu Giriþimi Koordinatörü Büyükelçi Ömür Orhun, projede Türkiye’nin hedef deðil, demokratik ortak olduðunu belirtti. Büyükelçi Ömür Orhun, Türkiye’nin Geniþ Ortadoðu Projesi içinde üstlendiði temel görevin demokrasi yardým diyaloðu çerçevesinde Ýtalya ve Yemen’le birlikte eþbaþkanlýðý yürütmek olduðunu söyledi.
Büyükelçi Orhun, “Bu projenin uygulayýcýsý olmak Türkiye’nin komþularýyla özellikle Ýran ve Suriye ile iliþkilerinin bozulmasýna yol açmaz mý?” sorusuna, “Demokrasi yardým diyaloðunun temel amacý ülkelerin birbirleriyle demokrasi tecrübelerini deðiþtirmeleridir. Yani daha iyiye gitmek için, daha demokrat olmak için diðer ülkelerin tecrübelerini paylaþýp daha demokrat bir ortam yaratmaktýr. Ýkili iliþkilerle doðrudan iliþkili deðildir. Ýkili iliþkileri kendi çerçevesi içinde yürütmeye devam ediyoruz” cevabýný verdi.
Demek ki kýymetli okuyucu BOP, GOKAG veya adý her ne halt ise Amerika’nýn iþte o projesi Türkiye’de bir tevatür deðil, resmen hayata geçmiþti ve bu iþi takiple dýþiþlerinde bir bölüm açýlmýþ, bir büyükelçi de bu bölümün baþýna verilmiþti.
Erdoðan Azerbaycan’a gitmeden sadece bir hafta önce, ‘’bölge’’nin bütün muhalefet liderleri; bu arada Azerbaycan’ýn Müsavat Partiyasý Genel Baþkaný Ýsa Gamber ile, Halk Cephesi Genel Baþkaný Ali Kerimli Ýstanbul’da idiler.
Muhteremlerin sebebi ziyaretleri, 23-24 Haziran’da þu kurumlarýn katkýsýyla düzenlenen bir ‘’bölge muhalefeti’’ toplantýsýna katýlmaktý:
NATO KAMU DÝPLOMASÝSÝ BÖLÜMÜ; FRIEDRICH NAUMANN VAKFI – TÜRKÝYE; AVRUPA POLÝTÝKALAR MERKEZÝ - EUROPEAN POLICY CENTRE; ÝSVEÇ BAÞKONSOLOSLUÐU – ISTANBUL; EURASIA GROUP ve TOPLUMSAL KATILIM VE GELÝÞÝM VAKFI ..
Meraklý okuyucu Mustafa Yýldýrým’ýn kült kitabý ‘’Sivil Örümceðin Aðýnda’’da yukarýda adý geçen STÖ’ler ve bazý ‘’kiþiler’’ hakkýnda tamamlayýcý bilgiyi pekalâ bulabilir.
Oturum baþlýklarýný, yönetici ve panelistleri de merak ediyor musunuz?
Birinci Oturum, KONU: “Bölgede Demokrasiyi Kurmak”
Oturum Baþkaný : Kemal Köprülü, Koordinasyon Kurulu Üyesi ve Eski Genel Koordinatör, ARI Hareketi, Türkiye
Panelistler:
Ibrahim Al-Marashi, Misafir Öðretim Üyesi, Sabancý Üniversitesi, Türkiye
Murat Bilhan, Büyükelçi,Stratejik Araþtýrmalar Merkezi Baþkaný, Dýþiþleri Bakanlýðý, Türkiye
Rola Dashti, Baþkan, Kuveyt Ekonomi Topluluðu; Üye, Al-Fatat Kulübü, Kuveyt
Farid Ghadry, Baþkan, Suriye Reform Partisi, Suriye
Nibras Kazimi, Misafir Araþtýrmacý, Hudson Institute, ABD
Ali Kerimli, Baþkan, Azerbaycan Halk Cephesi Partisi, Azerbaycan
Ýkinci Oturum “ Geniþletilmiþ Ortadoðu’da Güvenlik Tehditleri”
Oturum Baþkaný : Cengiz Çandar, Gazeteci, Dünden Bugüne Tercüman Gazetesi, Türkiye
Panelistler:
Deniz Ülke Arýboðan, Profesör, Ýstanbul Bilgi Üniversitesi, Türkiye
Ýsa Gamber, Baþkan, Musavvat Partisi, Azerbaycan
Anat Lapidot,Kýdemli Araþt. , Harry S. Truman Research Institute, Ýsrail
Simon Kitchen, Ortadoðu ve Afrika Uzmaný, Eurasia Group, ABD
Walid Salem, Panorama Kudüs Ofisi Direktörü –Demokrasi ve Toplumsal
Geliþimi Geliþtirmek için Filistin Merkezi, Filistin
Saeed Taeb , Kýdemli Araþt., Politik ve Uluslararasý Çalýþmalar Enstitüsü, Ýran
Üçüncü Oturum “ Dýþ Aktörlerin Etkisi”
Oturum Baþkaný : William Hale, Profesör, School of Oriental and African Studies, Ýngiltere
Panelistler:
Fraser Cameron, Çalýþmalar Direktörü, Avrupa Politikalar Merkezi, Belçika
Scott Carpenter, Bakan Yardýmcýsý, Dýþiþleri Bakanlýðý, ABD
Andreas Marchetti, Avrupa Entegrasyon Çalýþmalarý Merkezi; ZEI,
Rheinische Friedrich- Willhelm University Bonn, Almanya
Murat Somer, Yard. Doç., Uluslararasý Ýliþkiler Bölümü, Koç Üniversitesi, Türkiye
Peter Stegniy, Rusya Federasyonu’nun Ankara Büyükelçisi, Rusya Federasyonu
Can Tezel, Stratejik Planlama Daire Baþkaný, Siyaset Planlama Genel Müdürlüðü, Dýþiþleri Bakanlýðý, Türkiye (*)
Ýþte böyle kýymetli okuyucu..
Ve bu arada Amerika’ya da çok sýk gidip gelen Ýsa Gamber’in, Ýstanbul’da Soros’la gizli bir görüþme yaptýðý da söyleniyordu.
Türkiye’nin ne iþi vardýr bölgedeki muhalefetlerle?
Türkiye; kim iktidar olursa olsun, çevre milletlerle karþýlýklý çýkar gözeterek iyi geçinmek durumda deðil midir?
Ýstanbul’da böyle bir toplantý yapýlýrken bölgede bulunan Condelessa Rice Ürdün’de aynen þöyle söyledi:
‘’Amerika Birleþik Devletleri 60 yýldýr, Orta Doðu'da demokrasiyi teþvik için yeterli çaba harcamadý. Bu da Orta Doðu'da, radikal akýmlarýn daha çok kabul görmesine olanak saðladý.’’
Rice bunlarý söylerken Ürdün'ün reform programýný övdü ve programýn bölgede bir model olabileceðini belirtti.
Hani ‘’model’’ Türkiye idi?
Bunlar olurken Bakü’de muhalefetin ‘’turuncu-muruncu’’ mitingleri oluyor, Alman parlamentosu Ermeni soykýrýmýný kabul ediyor, AP ise Ermenistan’ýn anayasasýnda deðiþiklik yaparak komþularýnýn sýnýrlarýný tanýmasý maddesinin eklenmesini reddediyordu.
Yine Ýstanbul’daki toplantýya dönelim..
''Dýþ Aktörlerin Etkisi'' konulu oturumda konuþan ABD Dýþiþleri Bakan Yardýmcýsý Scott Carpenter, ABD'nin 60 yýldýr Ortadoðu'da demokrasiden feragat ederek istikrara ulaþmaya çalýþtýðýný söylüyor ve buna raðmen bölgede ne demokrasiye, ne de istikrara ulaþýldýðýný kaydederek, ülkesinin artýk bölgede farklý bir yaklaþýmý benimsediðini, her türlü demokratik giriþimi destekleyeceklerini belirtiyordu.. ''Bu bölgedeki statükoyu deðiþtirme konusunda ciddiyiz ve kararlýyýz'' diyen Carpenter, bölgedeki toplumlarýn aþmasý gereken ciddi engeller bulunduðunu anlatýyor ve bu engellerin aþýlmasý için ABD ve AB'nin bir yerden baþlamasý gerektiðini ifade ederek, ''G-8 ülkeleri ve Türkiye gibi diðer demokratik ortaklarla çalýþmamýz gerekiyor'' diyordu. Ortadoðu'da deðiþimin saðlanmasý için bölge ülkelerindeki hükümetlerle görüþtüklerini, insan haklarý, demokratikleþme gibi konularda telkinlerde bulunduklarýný söyleyen Carpenter, ekonomik reformlarýn bu ülkelerin siyasi yapýlarýnýn temelini oluþturduðunu belirtiyor ve askeri harcamalarýn dýþýnda ABD'li vergi mükelleflerinin bu bölgeye 11 milyar dolarlýk yardým yaptýðýný ifade ederek, þöyle söylüyordu:
''(Karþýlýðýnda ne alýyorsunuz?) sorusu sorulmaya baþlandý. Biz bölgede bir þey empoze etme peþinde deðiliz. Amacýmýz herkesin kendi yöntemleriyle özgürlüðe ulaþmasýný saðlamak, bütün vatandaþlarýn temel haklarýný koruyan hükümetler oluþturmaktýr. Ýfade, toplantý, ibadet, çocuklarýna eðitim verme özgürlüðü gibi... Bunlar evrensel deðerlerdir. ABD, bunlarý destekleyen hükümetleri destekleyecektir.''
Doðrusu benim gözlerim yaþardý..
Yaþardý da þimdi siz Ýlham Aliyev olsanýz;
Ülkenizdeki Amerikan yanlýsý muhalefeti toplayýp Ýstanbul’da Soros’la görüþtüren; Amerika’nýn ‘’Bölgede statükoyu deðiþtirmeye kararlýyýz’’ demesine çanak tutan Türkiye’nin baþbakanýný nasýl karþýlardýnýz?
Türkiye bölgede ille de baþkalarýnýn taþeronu, iþ takipçisi, müteahhidi olmak zorunda mýdýr?
Hangi yüzle bakacaðýz komþularýmýzýn suratýna?
28 Haziran 2005
“57’iNCÝ ALAY ÇANAKKALE’DE, TRABLUSGARP’TA, FÝLÝSTÝN’DE, SAKARYA’DA
57’ÝNCÝ ALAY HERYERDE
HEPÝMÝZ 57’ÝNCÝ ALAYIN NEFERÝYÝZ”
