Adnan Akfırat
Teori Dergisi
Subat 2005
CIA'nın Uçan Süpürgesi
Saidi Nursi müritliğiyle, Erzurum'dan yola çıkan gezici vaiz Fethullah Gülen'i, New York-Vatikan-Kudüs'e uçuran süpürügenin bir CIA imalatı olduğunu saptıyoruz.
Saidi Nursi, Yüzyılın başında İngiliz emperyalizminin İslam coğrafyasında egemenlik kurmak için kurduğu Nakşibendi tarikatının bir şeyhiydi. Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılışında işgalci güçlerle işbirliği nedeniyle mahkum oldu, Atatürk döneminde yasaklıydı ama Türkiye NATO'ya girdikten sonra Nur tarikatını kurdu.
ABD yönetimi, NATO vasıtasıyla, üye ülkelerde ve çevre ülkelerde "komünizmle mücadele" adı altında doğrudan kendisinin hükmettiği paralel örgütler kurdu. 1991 yılında İtalya'da bütün NATO üyesi ülkelerde kurulduğu açığa çıkan örgüte Gladyo adı verildi. Oysa kendi kaynaklarında bu örgütlere "SüperNATO" adı veriliyor. Türkiye'deki SüperNATO örgütlenmesi, istihbarat örgütleri içinden doğdu, sonra Türkiye'nin bütün yönetimine egemen hale getirildi. 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980'deki Amerikancı askeri darbeleri Türkiye'deki SüperNATO örgütü yaptı ve iktidara geldi. Türkiye'deki parlamenter yapı da tamamen SüperNATO'nun güdümüne girdi.
Fethullah SüperNATO'nun Çocuğu
Fethullah Gülen, bugün dört kıtada faaliyet yürüten şeriatçı örgütünün temelini, SüperNATO'nun ilk sivil örgütlenmelerinden olan Komünizmle Mücadele Derneği sayesinde atıyor. İlk şubesini 1954'te İzmir'de açan bu dernek, Türkiye'de şeriatçı sağcı militanların eğitim üssü.
Gülen, Komünizmle Mücadele Derneği'nin ikinci şubesini de memleketi Erzurum'da açtırdığını Küçük Dünyam isimli kitapta övünerek açıklıyor. 1
1 "Ve yine bu devreye ait bir teşebbüs de Erzurum'da Komünizmle Mücadele Derneği'ni açma teşebbüsümüz oldu. O güne kadar sadece İzmir'de vardı. İkincisi Erzurum'da bizim gayretlerimizle açıldı. Bir arkadaşı İzmir'e gönderip tüzük getirttik. Derneği kuracaktık. Ben bir vaazdan sonra anons ettim ve gençleri Caferiye Camii önünde topladık. Gayemiz komünizme karşı örgütlenmekti." (Latif Erdoğan, Küçük Dünyam, AD Yayınları, İstanbul, 1995, s.78.)
Gülen, örgütünün inşasına Nurcu kamplarıyla başladı. Burada sahip olduğu en önemli araç, İzmir Kestanepazarı'nda kurduğu "İmam Hatip ve İlahiyat'a Öğrenci Yetiştirme Derneği"ydi. O sırada, Komünizmle Mücadele Dernekleri'nden yetişenler de "komando kamplarını" kuruyordu. İlginç olan, her iki kampın da aynı mekânlarda düzenlenmesidir. Eğitmenleri de aynıdır; ABD'nin Türkiye'nin NATO üyeliği için koşul olarak kurdurduğu, parasını verdiği, eğitici yolladığı Gladyo. Şeriatçı Nur şakirtlerinin de, faşist ideolojiyi takip eden "Komandolar"ın da efendileri aynıdır: SüperNATO.
Belletmen olduğu Kestanepazarı yurdunda, gündüz yaramazlık yapanları akşam falakaya çeken Gülen'in bugün hükmettiği güç, Genelkurmay Başkanlığı tarafından 1998 başında hazırlanan bir raporda şöyle sıralanmaktadır: "Yurtiçinde, 85 vakıf, 18 dernek, 89 özel okul, 207 şirket, 373 dersane, yaklaşık 500 öğrenci yurdu ve biri İngilizce yayımlanan 14 dergi, 15 ülkede yayımlanan 300 bin tirajlı Zaman gazetesi, ulusal düzeyde yayın yapan iki radyo ve uluslararası yayın yapan Samanyolu televizyonu; yurtdışında, 6 üniversite ve yüksekokul, 236 lise, 2 ilkokul, 8 dil ve bilgisayar merkezi, 6 üniversiteye hazırlık kursu ve 21 öğrenci yurdu olmak üzere toplam 279 eğitim kuruluşu" bulunmaktadır. 2
2 Batı Çalışma Grubu tarafından hazırlanan Bilgi Notu, s.4 ve 5.
Amerikancı Liderler Sayesinde
Fethullah Gülen'in ABD ile kurduğu köprü hep işlektir. Gülen, yükselişindeki büyük basamakları Amerikancı liderlere borçludur.
Örgütün kuruluşuna harç koyan, 1960'lı yıllarda dönemin uzun sure başbakanlık yapan Süleyman Demirel'dir.
Gülen, uluslararıs ölçekte faaliyetini, ABD'nin Türkiye'de en güçlü olduğu yılda, 1980'de başlatmıştır. Devletin içindeki kaynakları o kadar sağlamdır ki, askeri müdahale yapıldığı 12 Eylül'denr bir gün sonra 13 Eylül 1980'de, hakkındaki operasyon emrini öğrenip kaçabilmiştir. 12 Eylül yönetimi, bir yandan aranıyor iken onu Çanakkale Merkez Vaizliği'ne atamıştır. 12 Eylül döneminde örgütlenme faaliyetleri katlanarak devam etmiştir. Gülen örgütüne sıçramayı yaptıran, 1986'da yakalanmışken onu İzmir Sıkıyönetim Komutanlığı kuvvetlerinin elinden alan dönemin başbakanı Turgut Özal'dır. Gülen, en büyük gelişmeyi, ABD vatandaşlığı ve CIA görevliliği Genelkurmay Askeri Mahkemesi'nce soruşturulan Tansu Çiller'in başbakan olduğu 1993-1997 yılları arasında yaptı.
Gülen, Çiller iktidarında Türk Silahlı Kuvvetleri'nin terfi ve tayinlerine bile müdahale edecek güce ulaşmıştı. Fethullah Gülen, bir orgeneralin kuvvet komutanı olarak atanmaması için hangi girişimlerde bulunduğunu bizzat kendisi 10 Ekim 1995'te basın toplantısında açıklamıştı.
Reagan'ın Demokrasi Projesi ve Ulusal Demokrasi Vakfı
Fethullah Gülen örgütünün sıçrama yapmasıyla, ABD'nin dünyadaki etkinliğinin artması arasında bir paralellik bulunuyor.
Gülen örgütü, ABD'de Reagan iktidarında, Sovyetler'i çözmek amacıyla yürütülen ve 1981'de resmileşen "Demokrasi" projesinin bir ürünü olarak serpiliyor. Demokrasi projesi, 1970'li yıllarda, ABD Ulusal Güvenlik Konseyi'nin belirlediği Yeşil Kuşak politikasının bir üst aşamaya çıkarılmış hali.
ABD'nin Çelik Çekirdeği, bir yandan en katı Amerikancı askeri diktatörlükleri ayakta tutarken, bir yandan da örgütlediği CIA muhalefetine "insan hakları ve demokrasi" ihracı görevi veriyordu. "İnsan hakları"ndan kasıt, tabii ki etnik, dinsel ve kültürel haklardı. Dünyanın her yanını saran din ve mezhep savaşları, mikro miliyetçiliğin kışkırtılmasıyla milyonların canına mal olan milli boğazlaşmalar, bu projenin eseridir. Bu projeyi yürütmek için bir de örgüt kuruldu. National Endowment for Democracy. Yani Demokrasi Vakfı. Kısa adıyla NED diye anılan vakfın, CIA'dan daha etkin bir örgüt olduğu Newsweek dergisi tarafından teslim ediliyor.
ABD'nin "Project Democracy" si İslam ülkelerinde "ılımlı İslam"ın geliştirilmesi olarak piyasaya sürüldü. Ilımlı İslam ideolojisiyle, hem "dinlerarası diyalog" için zemin oluşturuluyordu, hem de ABD'nin laiklik zemininde yükselen ulusal devletleri tahrip etmesinin aracı olarak işlev görüyordu. Ilımlı sözcüğü, İslam fundemantalizminde bir ılımlılık değildi. Şeriatın koyu iktidarı için mücadele eden Ilımlı İslamcı örgütler, ABD yönetimine ve politikalarına karşı "ılımlı" olmalıydı.
Pentagon tarafından İslam coğrafyasında "ılımlı İslam" hareketinin önderi olarak sayılan Gülen, kendi cemaatine ait Zaman gazetesinin 4 Eylül 1997 tarihli sayısında yayımlanan açıklamalarında, Batı ile ilişkiler hakkında şu değerlendirmeleri yaptı:
"İnanmış bir insanın Batı karşısında, Batı'yla entegrasyon karşısında, Amerika'yla entegrasyon karşısında olması katiyyen düşünülemez." 3
3 Zaman gazetesi, 4 Eylül 1997
Gladyo'nun Rolü
Gülen örgütü, 12 Eylül Amerikancı askeri darbesinin "Türk İslam sentezi"ni resmi kültür politikası olarak benimsediği, tarikatların "sivil toplum örgütü" olarak kutsandığı, yeşil sermayenin önünün dizginsiz açıldığı koşullarda gelişti.
Gülen örgütünün gelişmesi, sadece bu iklimin dolaysız sonucu değil. Devlet içinde örgütlenen Amerikancı paralel devletin doğrudan bir müdahalesi var. Gülen'in Ege Ordu ve Sıkıyönetim Komutanlığı'nca yakalanmasına karşın aynı gün serbest bırakılmasıyla, cezaevindeki ülkücü gençlerin gruplar halinde Fethullah Gülen örgütüne intisap etmeleri aynı döneme rastlıyor. Gülen'in, Gladyo'nun tetikçileri Abdullah Çatlı ve Haluk Kırcı'larla ilişkisi de 1980'li yılların sonunda örülüyor. 1980 öncesinde MHP'ye bağlı Ülkü Ocakları Derneği'nin Genel Başkan Yardımcısı Abdullah Çatlı'nın 1996 yılında Türkiye'de büyük yankılara yol açan bir trafik kazasında üst düzey bir emniyet mensubuyla birlikte ölmesiyle, Özel Harp Dairesi'nin yetiştirdiği Gladyo tetikçilerini kamuoyu önüne çıkarmıştı.
Gülen, bu yıllarda cezaevinde mağdur durumdaki sahipsiz ülkücülere büyük maddi yardımlarda bulunuyor. Komünizmle Mücadele Derneği'yle Fethullah Gülen'in ikinci kucaklaşması bu döneme denk düşüyor. MHP'nin ikiye bölünmesi, Muhsin Yazıcıoğlu'nun Büyük Birlik Partisi'ni kurmasında da Fethullah Gülen'in belirleyici rolü saptanıyor.
Büyük Birlik Partisi'nin militanları 1990 sınrasındaki bütün uluslararası etnik terrör eylamlerinde rol alıyor: Bosna'da, Çeçenistan'da, Gürcistan'da, Azerbaycan'da, Keşmir'de ve Sincian'daki şeriatçı terror militanlarının kaynağı Büyük Birlik Partisi oluyor.
Moon Tarikatı ve Fethullah Gülen
Fethullah Gülen'in CIA ile ilişkilerini sürdürmede en önemli örtülerinden biri, Dinlerarası Diyalog oldu. Bu örtü de bir ABD imalatı. 1950'lerden itibaren dünyanın efendiliğine soyunan ABD, kıtalararası imparatorluğunu sürdürmek için, her kıtasal din içinde kendisine bağlı bir tarikat örgütledi. Bu tarikatların hepsinin söylemi aynı: Dinlerarası diyalog.
CIA denetiminde yürütülen bu faaliyetin ilk başarılı örneği Moon tarikatı. 1951'de Kore'yi işgal eden ABD, Güney Kore'yi sömürgeleştirirken bir de Hıristiyan tarikatı kurdu. Ve Güney Kore nüfusunun yüzde 40'ı, Budistlikten vazgeçip Hıristiyan oldu. Bu başarıdaki en önemli pay, bilinen adıyla Moon tarikatının. Resmi adıyla anarsak; Birleştirme Kilisesi.
CIA'nın kurduğu Kore CIA'nın Washington temsilcisi Albay Bo Hi Pak da, Moon tarikatının en güçlü ismi. CIA, Moon tarikatını kullanarak Dünya Anti Komünist Ligi'ni örgütledi. Türkiye'de kurulan Komünizmle Mücadele Dernekleri de, Dünya Anti Komünist Ligi'nin uzantıları. Moon tarikatı, 1978'de, ABD'de bir Kongre soruşturmasına uğradıysa da etkisini yitirmedi. Reagan döneminde Irangate skandalında boy gösterdiğini görüyoruz. George W. Bush iktidarında Moon tarikatının sahibi olduğu Washington Timas gazetesi, neoconservatism ve ABD saldırganlığının başlıca araçlarından biri oldu.
Fethullah Gülen'in Türkiye'de yayınlanan Zaman gazetesi ile Washington Times arasında sıkı işbirliği artarak sürüyor.
İsrail ile İlişkinin Ayırt Ediciliği
Moon tarikatının, Latin Amerika'daki askeri diktatörlüklerle, İsrail üzerinden kurduğu uyuşturucu ve terör bağı dikkat çekici. Fethullah Gülen'in İsrail ile yakın ilişkisi de onun en ayırt edici özelliği. Körfez Savaşı'nda, Irak yönetiminin İsrail'e attığı Scud füzesi üzerine İstanbul'da verdiği vaaz ve döktüğü göz yaşları ve ettiği bedduaların kaseti, İslamcılar tarafından elden ele dolaştırılıyor.
İsrail ile ilişki, ABD açısından kilit öneme sahip. Graham Fuller'in İslamcı hareketi konu alan Kuşatılanlar kitabında, İslamcı hareketlerin Batı ile entegrasyon için yapması gerekenlerin başında İsrail ile iyi ilişki geliyor.4
4 G. Fuller, I. O. Lesser, Kuşatılanlar, Sabah Kitapları, İstanbul, 1996, s.126.
Gülen'in İslamcı kitleleri kendisinden soğutma tehlikesine karşın, Kudüs Başhahamı ile yakın ilişkisi ve Fethullahçıların işadamları derneği İŞHAD'ın İsrail'le bağları, bu politikanın gereği olarak kuruluyor.
"Abramowitz'le Beni Kasım Gülek Tanıştırdı"
Moon tarikatı ile Fethullah Örgütü arasındaki bağ, hedef benzerliğinden ibaret değil. Organik ilişki var. Moon tarikatının Türkiye halifesi, Cumhuriyet Halk Partisi eski Genel Sekreterlerinden Kasım Gülek ile Fethullah Gülen'in dostluğu artık saklanmıyor
Gülen'in reklamını değişik yayın organlarında yapan yazar Hulusi Turgut, 21 Ocak 1998 tarihli Yeni Yüzyıl'da bu ilişkiyi şöyle anlatıyor:
"Kasım Gülek, Fethullah Gülen'le çok iyi dostluk ilişkileri içinde bulundu. Gülen, Kasım Gülek'le sık sık görüşürdü. Vefatı üzerine bu eski dostunun cenaze namazını kıldırmıştı. Fethullah Gülen'e sorduk: 'Amerika, sizlerle ilgili referansı merhum Kasım Gülek'ten mi aldı?' Gülen bu konuda şunları söyledi: 'Kasım Gülek beyin baldızı Amerika'daydı. Yani Pentagon'la irtibatları vardı. Eğer kendisine değişik patformlardan, Beyaz Saray'dan sormuşlarsa 'Bunlar nedir?' diye, o da 'Endişe edilecek bir şey yoktur' demiştir, referans vermiştir." 5
5 Yeni Yüzyıl gazetesi, 21 Ocak 1998
Gülen, 1 Eylül 1997 tarihli Zaman gazetesinde bu ilişkiyi şöyle açıklıyor:
"ABD'de görüştüğüm insanlardan biri Abramowitz'di. O, Türkiye'de bir zaman elçi olarak kalmıştı. Müşterek dostumuz Kasım Gülek Bey vardı. Onun vasıtasıyla gıyaben onu tanıyorduk… Türkiye, şimdiye kadar çok ölüm-kalım krizlerine maruz kalmıştır. Bunu isterseniz bir kriz sayın ama bu millet bunu aşar dedim. Hatta bu ses, imkânı varsa Beyaz Saray'a kadar, Kongre'ye kadar, Pentagon'a kadar götürülmeli dedim." 6
6 Zaman gazetesi, 1 Eylül 1997
Gülen, 1992 yılında ABD'ye gittiğinde, Kasım Gülek'in, Pentagon'da albay olarak görev yapan, sonra şüpheli bir şekilde ölen baldızı aracılığıyla Pentagon ve CIA yönetimi ile ilişkiye geçtiğini de anlatıyor.
Moon tarikatı ile Fethullah Gülen'i birleştiren bir diğer isim; Galdoy'nun tetikçisi Abdullah Çatlı. Çatlı, 1981 yılında Dünya Anti Komünist Ligi'nin toplantısına katılıyor. 1992'de Gülen'i ABD'de havaalanında karşılayan da, Abdullah Çatlı.
Falun-Gong, Scientology, Moon ve Gülen Birlikteliği
Hızla yayılan ve büyük mali olanaklara sahip CIA bağlantılı bir başka tarikat da, Scientology adını taşıyor. Scientology'nin, gerek ABD'de gerek Avrupa'da en sıkı ilişki içinde olduğu güç, Fethullah Gülen örgütü. Scientology, aynı zamanda Moon tarikatı ile çok sıkı ilişki içinde. CIA'nın denetimindeki bir diğer tarikat da Çin'de faaliyet yürütüyor: Falun-Gong.
Her dört tarikatın da teorisi, dini yorumlayışları, çalışma tarzları ve hedefleri arasında olağanüstü uyum var. Kuşkusuz bunun nedeni, komuta merkezinin aynı olması.Hepsi, CIA'nın örtülü faaliyetleri için kullanılıyor ve yönlendiriliyor.
Hıristiyan Misyonerlerinin Yolunu İzledi
Türkiye'de diğer tarikatlar Kur'an kursu ve imam hatip liseleri gibi doğrudan dini eğitim kurumlarına önem verirken, Fethullah Gülen cemaati, Turgut Özal döneminde, yurtiçinde özel Anadolu liseleri ve kolejler açmaya başladı. Fethullah Gülen, bu okullarda, Hristiyan misyonerlerinin taktiğini izleyerek, temel bilimler alanında eğitime ağırlık verdi.
Osmanlı İmparatorluğu'nda örgütlenmek isteyen Hıristiyan Misyonerleri de, once teoloji alanında eğitim veren okullar kurmak istemiş, başarılı olamayınca, temel bilimler alanında eğitim veren kolejler kurmuştu. 1915 yılında Osmanlı coğrafyasında, Hıristiyan Misyonerleri'nin Amerika'daki en büyük örgütü American Board'a bağlı 600'den fazla okulu vardı. Amerikan kolejleri, Osmanlı İmparatorluğu'nun parçalanmasında çok önemli roller oynadı. Atatürk, Cumhuriyet'le birlikte bu okulları kapattı. Türkiye, NATO'ya girdikten sonra bu okullar yeniden açıldı.
Misyoner kolejlerinde Hıristiyanlık eğitimi gizli yapılıyordu. Fethullah okullarında tarikat eğitimi ise yurtlarda ve öğrencilerin barındırıldığı "Işık evi" denen apartman dairelerinde yapılıyor. Üniversiteye girmenin çok zor hale getirildiği Türkiye'de Fethullah Gülen'in kurduğu okullarda, devlet okullarından daha iyi eğitim veriliyor, bu nedenle aileler çocuklarını getirip Fethullah'a teslim ediyorlar. Ancak bu liselerden yetişen çocukların tamama yakını, Türkiye Cumhuriyeti'ne, atatürk'e düşman hale getiriliyor, ABD hayranı yapılıyor.
Uluslararası Okullar Nasıl Kuruldu?
Sovyetler Birliği'nin çözülmesi üzerine Gülen örgütü uluslararası okullar atağına geçti. Gülen'in öncelik verdiği ülkeler de dikkat çekici: Orta Asya, Kafkaslar, Balkanlar.
1992'den itibaren, öncelikle Orta Asya Türk cumhuriyetleri olmak üzere Kafkas ve Balkan cumhuriyetlerinde, "Fethullahçı" diye bilinen vakıf ve şirketler, art arda kolejler açtılar. Ardından Asya ve Afrika ülkeleri geldi.
Şu anda 5 kıtada, 52 değişik ülkede 21 öğrenci yurdu, 6 üniversiteye hazırlık kursu, 257 lise, 21 dil okulu ve 6 üniversiteleri bulunuyor. Okullar için bir yılda harcanan paranın toplamı, Gülen tarafından 1 milyar 205 milyon dolar olarak belirtiliyor.
ABD'nin Soğuk Savaş döneminde, Sovyetler Birliği'ni içeriden çökertmek için örgütlediği ve büyük olanaklarla yürüttüğü "CIA muhalefeti"nin, Gülen örgütünün önünü açtığını saptıyoruz. Sovyet blokuna karşı yürütülen psikolojik savaşın en önemli aygıtı Hür Avrupa Radyosu, Fethullah Gülen'i bültenlerinin baş konusu yapıyor. Amerika'nın Sesi radyosunun değişik lehçelerdeki Türkçe yayınlarında, Gülen ve misyonu döne döne övülüyor.
Osmanlı İmparatorluğu toprakları içinde açılan Amerikan kolejleri kime hizmet ettiyse, Gülen'in okulları da aynı hizmeti görüyor. Bu okullar hep CIA'nın ilgi duyduğu ülkelerde açılıyor. Okullara ABD'deki Yahudi lobisinin de ilgi duyduğuna dikkat çekiliyor.
CIA'nın İlgi Alanlarında
Okulların ülkelere dağılımı şöyle oldu: Kazakistan (28), Rusya Federasyonu'na ait çeşitli bölgeler (24), Özbekistan (18), Türkmenistan (15), Azerbaycan (14), Kırgızistan (11). Bunları Arnavutluk ve Moğolistan (4'er); Afganistan, Irak, Gürcistan, Ukrayna ve Romanya (5'er); Moldova (2); Pakistan, Bangladeş, Makedonya, Macaristan, Fas, Güney Afrika, Sudan, Endonezya, Tayland ve Tayvan birer okulla izliyor.
Dünyadaki uyuşturucu merkezlerinden Tayland'ın sınırındaki Çenday kentine gidip okul ve yurt açmanın Türkiye açısından bir anlamı bulunmuyor, ama CIA açısından çok anlamlı.
Okulları Açan Şirketler
Beş kıtaya yayılan okullar için Türkiye'de şirketler kuruldu. Bu şirketler, yurtdışında açacakları okullar için Türk Milli Eğitimi'ne başvurup, izin aldı. Ardından, görev alacak eğitim ordusu belirlendi. Sayıları 4 binin üzerinde olan öğretmenlerin yaşları 22-35 arasındaydı. Hepsi, çok iyi İngilizce öğrenmişti. Fethullah Gülen'in tavsiye ve teşviklerine uyarak okulları açmak için şu şirketleri kurdular: Çağ Öğretim İşletmeleri AŞ, Feza Gazetecilik AŞ, Şelale AŞ, Eflak AŞ, Kazak Türk Liseleri Genel Müdürlüğü, Sebat AŞ, Silm AŞ, Taşkent Eğitim Şirketi, Serhat Eğitim Öğretim ve Sağlık Hizmetleri AŞ, Tolerans Vakfı, Ufuk Eğitim Vakfı, Toros Eğitim Hizmetleri Turizm ve Ticaret AŞ, Ertuğrul Gazi Eğitim Öğretim AŞ, Karaçay Çerkes Toros Eğitim Hiz. Tur. ve Tic. AŞ, Palandöken Eğitim Öğretim Hiz. AŞ, Dunae 94 Şti., Özel Burg AŞ, Dostluk Yurdu Derneği, International Hope Ltd. Company, Fezalar Eğitim Öğretim Ticaret Limited Şirketi, Çağlar Eğitim Mal. Ltd. Şti, Balkanlar Eğitim ve Kültür Vakfı, S.C. Lumina SA Şirketi, Gülistan Eğitim Yayın ve Ticaret Ltd. Şti., Sema Eğitim Öğretim İşletmeleri AŞ, Samanyolu AŞ, Türkiye Sağlık ve Tedavi Vakfı, Yayasan Yenbu Indonesia Vakfı.
Okulları ABD'nin Desteğiyle Açıyoruz İtirafı
1998 yılında Fethullah Gülen hakkında, Türkiye Cumhuriyeti'nin laiklik ilkesini değiştirmek için terör örgütü kurduğu savıyla tutuklama kararı çıkartıldı. Gülen, ABD'ye kaçtı. 6 yıldır ABD'nin Pensyllvania eyaletinde yaşıyor. Gülen, ABD'de uluslararası okulların, ABD4nin isteği vedesteğiyle kurulmduğunu itiraf etti.
"Amerikalılar istemezlerse kimseye dünyanın değişik yerlerinde hiçbir iş yaptırmazlar. Şimdi bazı gönüllü kuruluşlar dünya ile entegrasyon adına gidip dünyanın değişik yerlerinde okullar açıyorlarsa, Amerika ile çatıştığınız sürece bu projelerin gerçekleştirilmesi mümkün olmaz." 7
7 Nevval Sevindi, Fethullah Gülen ile New York Sohbeti, Sabah Kitapları, 4. basım, İstanbul, Aralık 1997, s.39.
Gülen, gücünü ABD yönetiminden aldığını da saklamıyor:
"Amerika şu andaki konum ve gücüyle bütün dünyaya kumanda edebilir. Bütün dünyada yapılacak işler buradan idare edilebilir. Amerika hâlâ bu dünya gemisinin dümeninde oturan bir milletin adıdır. Amerika daha uzun zaman dünyanın kaderinde çok önemli rol oynayacaktır. Bu realite kabul edilmeli. Amerika gözardı edilerek şurada burada bir iş yapılmaya kalkılmamalı " 8
8 Nevval Sevindi, Fethullah Gülen ile New York Sohbeti, Sabah Kitapları, 4. basım, İstanbul, Aralık 1997, s.39.
ABD Büyükelçisi Mark Parris'in Rolü
ABD ile bağı, onun Türkiye Cumhurbaşkanı'nın korumasına girmesine yol açabilecek kadar güçlüydü.
Fethullah Gülen'e bağlı Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın, 25 Aralık l997 günü düzenlediği "Ulusal uzlaşma, hoşgörü ve diyalog" ödül töreninde, Cumhurbaşkanı Demirel'e de "şükran plaketi" verilmişti.
Oysa o tarihte Fethullah Gülen'in okulları basılıyor, Türkiye Cumhuriyeti karşı faaliyetleri nedeniyle hakkında adli soruşturma yürütülüyordu.
Cumhurbaşkanı Demirel, irticaya karşı mücadelede devlet kurum ve kuvvetlerinin bütünlüğünü bozan bu konuma neden geldiği önemliydi.
Demirel'i Fethullah'ın ödülünü almaya ABD Ankara Büyükelçisi Mark Parris ikna etti.
Mark Parris, İran'da 8-11 Aralık l997 tarihleri arasında yapılan İslam Konferansı Örgütü'nün Tahran zirvesinden dönüşünde Demirel'i ziyaret etti. Demirel, İKÖ'nün Türkiye'ye karşı tutumunu protesto ederek, zirveyi bir gün önce terk etmişti. Parris, Aralık ayının ikinci haftasında yapılan görüşmede, Türkiye'nin Ortadoğu ve Orta Asya'da "Ilımlı İslam"dan yana tavır almasını savundu. Fethullah Gülen'i övdü.
Türkiye'ye gelir gelmez Demirel ile "on gün içinde üç kez görüştüğünü" söyleyen Mark Parris, ABD'nin Çelik Çekirdeği'nin has adamlarından. Beyaz Saray'dan Ankara'ya geldi. Bill Clinton'un yakın ekibi içindeydi. Ulusal Güvenlik Konseyi'nin, Türkiye'yi de kapsayan Yakındoğu ve Güney Asya sorumlusu iken Türkiye'ye atandı.
Mark Parris'in Fethullah Gülen'e ilgisi, Ankara'ya geldikten sonra başlamıyor. Gülen'in, ABD'de devlet ricali tarafından kabul görmesini sağlayan da, Mark Parris'in başında olduğu Yakındoğu ve Güney Asya Bölümü'ydü. Fethullah Gülen'in, Beyaz Saray'ın yol vermesiyle, ABD'de 14 önemli temasta bulunduğu belirtiliyor.
Demirel'e ödül töreni için Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın davetiyesini götüren kişinin, ABD'nin eski Büyükelçisi Abramowitz'in mesajını da ilettiği ifade ediliyor.
Fethullah'ın Okullarında CIA Ajanı Öğretmenler
Fethullah Gülen cemaati tarafından yurtdışında, özellikle de Türk Cumhuriyetlerinde açılan okullarda, diplomatik pasaportlu Amerikalı CIA ajanları, "İngilizce öğretmeni" diye barındırılıyor. Bu işbirliği, Türkiye'de yapılan üst düzey resmi bir toplantıda, bizzat Fethullahçı okul yöneticisi tarafından itiraf edildi. Durum, devletin resmi olarak yayımladığı kitapla da belgelendi.
Tarih, 3 Mart 1997. Yer, Ankara'daki Başkent Öğretmenevi. Önemli bir toplantı yapılmaktadır. Ev sahibi, Milli Eğitim Bakanlığı Yurtdışı Eğitim Öğretim Genel Müdürlüğü. Konu, yurtdışında açılan Türk okullarının sorunları. Toplantıya, başta Milli Eğitim Bakanı Mehmet Sağlam olmak üzere bakanlığın bütün üst düzey bürokratları katılıyor. Dahası; Başbakanlık'tan, MİT'ten, Dışişleri Bakanlığı'ndan temsilciler de katılımcılar listesinde. Ve elbet, yurtdışında okul açmış vakıf ve özel şirket yetkilileri de hazır.
Sıra, Özbekistan'daki 18 okulun sahibi gözüken Silm A.Ş.'nin yetkilisi Mehmet Mesut Ata'ya gelir. Bu okullar da, "Fethullahçılara ait" diye bilinmektedir. Ata, birçok talebini dile getirir. Sözlerini Amerika'nın Özbekistan'daki bir uygulamasını örnekleyerek bağlar. MEB'in yayımladığı Yurtdışında Açılan Özel Öğretim Kurumları Temsilcileri-İkinci Toplantısı adlı kitabın 63-64. sayfalarından okuyalım:
"Amerika Birleşik Devletleri, dostluk köprüsü adı altında getirdikleri 70 öğretmene diplomatik statü kazandırmışlardır. Biz de, eğer devletimiz, büyükelçiliğimiz, bu konuda diplomatik statü konusunda bize yardımcı olursa Türk öğretmenlerinin, Türk eğitim elemanlarının itibarlarının biraz daha artacağını zannediyoruz." 9
9 Yurtdışında Açılan Özel Öğretim Kurumları Temsilcileri-İkinci Toplantısı, sayfa: 63-64. MEB Yayınları
CIA'cılar Fethullah Okullarında
Ama ABD, CIA ajanlarını kamufle etme ihtiyacı bile duymamış, hepsinin cebineb diplomatik pasaport koymuştu.
Özbekistan'da diplomatik pasaportla bulunan ABD'li "öğretmen"lerin çoğu, Fethullah Gülen cemaatinin okullarında çalışmaktaydılar. İngilizce dil "öğretmeni" olarak gösterilmişlerdi.
Kırgızistan'da da 50-60 kadar Amerikalı "öğretmen" vardı. Bunlar da diplomatik pasaportluydu. Ve Kırgızistan'da "Fethullahçı" diye bilinen okullarda "öğretmenlik" yapıyorlardı.
Fethullah Gülen'in okulları, eğitim dili olarak da Türkçeyi değil, İngilizceyi kullanmaktadır. Özellikle hazırlık sınıflarında haftalık ortalama 24 saati bulan İngilizce derslerine, çoğu okulda ABD'li ve İngiliz "öğretmenler" giriyor.
CIA, Fethullah'ın Öğretmenlerine Resmi Pasaport Veriyor
Olayın ABD cephesi ise, 1 Mart 1998 tarihli Aydınlık'ta Doğan Duyar'ın haberiyle irdelendi. Nur tarikatının başı Fethullah Gülen'in yurtdışındaki okullarında çalışan bine yakın ABD'li öğretmende, yalnızca devlet görevlilerine verilen ABD resmi pasaportu var. Çoğunluğu Türk Cumhuriyetleri'nde faaliyet yürüten okullardaki ABD'li öğretmenler, İngilizce adıyla "official passeport" sahibiler. Amerikan Eğitim Bakanlığı personeli olmayan ABD'li öğretmenlerin, normal olarak turist pasaportu sahibi olmaları gerekiyor. Ancak, Amerikan devleti, Gülen'in okullarında çalışanları resmi görevli sayıyor. Bu nedenle diplomatik pasaportla eşdeğerdeki resmi pasaport veriyor. Türkiye'deki karşılığı "yeşil pasaport" olan "official passeport", ABD'li öğretmenlere diplomatik dokunulmazlık sağlıyor.
Amerikalı kaynaklar, bu pasaportların CIA'nın talimatıyla düzenlendiğine işaret ediyorlar.
Prosedür Nasıl İşliyor
Gülen'in okullarında görev yapan ABD'li öğretmenler, bu pasaportları özel bir işlem sonucu elde ediyorlar. ABD'de, Türkiye'den farklı olarak, özel kesimden bir kişi, belli bir süre için devlet memurluğuna getirilebiliyor. Bu statünün kazanılması için, ilgili bakanlıkta bir komisyon oluşturuluyor. Komisyon, kişiyi sorguladıktan sonra, görev için uygun olup olmadığına karar veriyor ve atamasını yapıyor. ABD'de büyükelçilik görevine bile, aynı yöntemle özel kesimden kişiler atanabiliyor.
ABD Adalet Bakanlığı'na yakın kaynaklar, öğretmenlere resmi pasaport verilmesi konusunda Aydınlık'a şu bilgiyi verdiler:
"Gülen'in okullarında görevli Amerikalı öğretmenlerin büyük bir kısmı Eğitim Bakanlığı personeli olmadığı halde memur pasaportu taşıyor. Eğer bu öğretmenler özel kesimden alınıp görevlendirildiyse, normal prosedüre göre bir komisyonda dinlenmeleri (hearing) gerekirdi. Oysa bu öğretmenlerin atama öncesi sorguları yapılmamış. Bu normal olmayan bir durum."
Amerikan bürokrasisinde normal olmayan durumlara sıkça rastlanabiliyor. Ancak bu tür olağanüstü uygulamalar, devreye gizli servislerin girmesiyle mümkün oluyor. Gülen'in okullarında görevlendirilen öğretmenlerin, ABD Eğitim Bakanlığı'nın ilgili komisyonunda dinlenmeden resmi pasaport almaları için, CIA'nın devreye girdiği belirleniyor. 10
10 Aydınlık, Doğan Duyar, 1 Mart 1998,
Alman Dergisi: Fethullah'ın Sermayesi Amerika'dan
Alman "Yeni Sağ"ının en önemli yayın organı sayılan, Almanya'nın Berlin kentinde yayımlanan Junge Freiheit (Genç Özgürlük) dergisinin 26 Haziran 1998 tarihli sayısında, Fethullah Gülen'le ilgili bir makale yer aldı. Orhan Çandar imzasıyla yayımlanan yazının başlığı şöyle: "Karanlık bir Keşiş. Türkiye'de Amerikan menfaatleri: Fethullah Gülen ve 'Ilımlı İslam.'"
Fethullah Gülen tarikatının, ABD'nin bölgedeki "Sivil Toplum Kuruluşu" olduğu belirtiliyor.
Dergi, Gülen'i yerine oturtuyor:
"Ne var ki Gülen, askerleri ve politikayla ilgilenen Türkleri, gözyaşlarıyla dolu vaazları veya dört bir yöne gönderdiği tolerans mesajlarından dolayı rahatsız etmiyor. Onları rahatsız eden, Hoca'nın politik hedefleri. Daha doğrusu: O'nun 'Allah'ın bereketiyle' akan sermayesinin gerçek kaynağı olan bir yabancı gücün varlığı. Genelkurmay bünyesinde İslamcı faaliyetleri izlemek üzere kurulan Batı Çalışma Grubu'nun bir raporuna göre, Hoca'nın çoktan iflas bildiriminde bulunması gerekirdi. Zira, onun sadece yurtdışı okullarının masrafı, taraftarlarının bağışlarından her yıl on milyonlarca dolar daha fazla. Bundan başka, bir dizi hayli tuhaf olay var. Örneğin, birtakım gizli raporlara göre Hoca'nın okullarında bir kuruş maaş almaksızın çalışan yüzlerce Amerikalı İngilizce öğretmeni veya Orta Asya Türk cumhuriyetlerinde birçok yeni binanın karşılıksız olarak Amerikan misyon teşkilatlarınca Fethullahçılar'ın emrine verilmesi."
"Yahudi Lobisi, Hocaefendi'nin Kitaplarını Bedava Basıyor"
"Böylesine cömert bir yardımın, 'dinler arası diyalog' çerçevesinde verildiği, Türk makamlarına inandırıcı gelmiyor. Aynı şekilde Bnai-Brith'in (ABD'de faaliyet gösteren Yahudi lobisine bağlı bir kuruluş. Dünya çapında, basın yayın organlarında Musevilere karşı faaliyet gösteren ve yayın yapan kuruluşları rapor ediyor) Hocaefendi'nin tüm eserlerini (bedava!) İngilizce olarak yayımlama kararı alması da, uzmanları hayrete düşürüyor. Çünkü Gülen, vaazlarında 'Dünya Museviliği' hakkında pek yenilir yutulur şeyler söylemiyor. Özellikle Orta Asya'da faaliyet gösteren Gülen teşkilatının mazhar olduğu bu yabancı destek, büyük bir ihtimalle Şiiliğe ve her zaman güvenilir olmayan Vahabi İslamına karşı, bu dinin 'Ilımlı' bir türünü piyasaya sürmeyi hedefleyen Amerikan planıyla yakından ilintili. Oysa, ABD'ye sıkı sıkıya bağlı, son derece güçlü, sözde dinsel bir NGO'dan, Türkiye'nin bekleyebileceği bir menfaat olamaz. Kaldı ki, eğer bu teşkilat, Türkiye'yi Kafkaslar ve Orta Asya için bir modele dönüştürmek, Türkiye'yi bir laboratuvar gibi kullanmak niyetindeyse…"11
11Junge Freiheit, 26 Haziran 1998
Irak'ın Kuzeyinde Fethullah Okulu
Fethullah Gülen, dünyanın dört bir yanında okullar açıyor. Okulların açıldığı ülkeler, aynı zamanda ABD'nin nüfuz alanı yaratmaya çalıştığı ülkeler. Bu okullardan biri de, Kuzey Irak'ta. Gülen, Gülçin Tahiroğlu ile yaptığı ve Aktüel dergisinin 19-25 Eylül 1996 tarihli sayısında yayımlanan röportajında, Erbil'deki okulun MİT desteğiyle kurulduğunu açıklıyor:
"Erbil'de Türkmenler için okul açtığımız zaman orada Barzani ile Talabani hakimdi. Ben Sayın Cumhurbaşkanı'na sordum o meseleyi. Devletin burada okul açmasını zaruri görüyorum, aksi halde, oradaki Türkmenleri Kürtler eritir dedim. Eğer siz yapmayacaksanız bilin ki biz yapacağız dedim. Onlar da 'Nasıl istiyorsanız öyle yapın' dediler. Onun için MİT de, oradaki istihbarat örgütleri de bu işin hep yanında oldular. Ve Erbil bombalandığı halde bizim okula bir şey yapmadılar. Irak da yapmadı, Barzani de... Orada eğitim devam ediyor. Hatta ikincisi, üçüncüsü açılması bahis mevzuu." 12
12 Aktüel dergisi, 19-25 Eylül 1996
Fethullahçıların, Kuzey Irak'ta Erbil kentinde üç eğitim kurumu bulunuyor. Bu okullar, CIA'nın isteği üzerine açılıyor. Okulların parası da, CIA'nın kontrolündeki Ulusal Demokrasi Vakfı (NED)'den alındı. Para, Fethullahçıların ABD'deki vakıflarından biri üzerinden Kuzey Irak'a aktarıldı. Fezalar Eğitim ve Öğretim Ticaret Limited Şirketi'ne kayıtlı olan bu kuruluşlardan Özel Işık Koleji ile Özel Nilüfer Koleji, Anadolu Lisesi statüsünde. Işık Türk Dil Merkezi ise kayıtlarda "dil kursu" olarak görünüyor.
1994 yılında faaliyete geçen Özel Işık Koleji'nin 140 öğrencisi, 16 personeli bulunuyor. 1995 yılında kurulan Işık Türk Dil Merkezi'nde iki kişi çalışıyor. Özel Nilüfer Koleji ise 1996 yılında faaliyete geçti. 44 öğrencisi, 8 personeli bulunuyor.
PKK'ya 15 Bin dolar Verdi
Fethullahçılar Özel Işık Koleji'ni açacakları dönemde, Erbil, Talabani liderliğindeki Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB)'nin denetimi altındaydı. Fethullahçılar, okulun özgürce faaliyet göstermesi ve bir müdahale ile karşılaşmaması için PKK ile anlaştılar. Işık Koleji'ni temsil eden kişilerle PKK arasındaki ilişki, Erbil kalesinin hemen altında bulunan Taurus Oteli'nde kuruldu. PKK'ye 15 bin dolar para yardımı yapıldı.
PKK'nin okula müdahalede bulunmama koşulu, Fethullahçılar'ın Türkiye Cumhuriyeti devletinin sivil ve askeri istihbarat personelini okula sokmamasıydı. Fethullahçılar'la PKK, Türkiye'ye karşı bir ittifak oluşturmuşlardı. Nitekim CIA, okulu üs olarak kullandı. PKK'nin de buna bir itirazı olmadı. Bunun karşılığında okul, faaliyete başladı. Okulun öğrencileri, Türkmen ve Kürt aşiretlerinin zengin kesiminin çocuklarından oluştu.
Fethullahçıların PKK'ye yardımı, bütün ayrıntılarıyla Genelkurmay istihbaratı tarafından saptandı. 13
13 Aydınlık, 14 Eylül 1997
Asya Finans: Para Aklamada Yeni İstasyon
Fethullah Gülen'in, ABD'den Malezya'ya 200'e yakın okulu var. Okulların yoğunlaştığı alan; Doğu Avrupa ülkeleri, Rusya ve Türk cumhuriyetleri. Okullar, Ortadoğu ve Kuzey Afrika'ya da uzanıyor.
Okulların bir başka kullanımı var ki, hiç bilinmiyor. Fethullahçılar, okullar aracılığıyla kara para aklıyor ve yasadışı para transferi yapıyorlar.
Başlangıcı şöyle, Rusya ve Doğu Bloku ülkelerinden yabancı döviz çıkartılamıyordu. Döviz kıttı. Orta asya ülkelerinin parasıyla ticaret yaparsanız da zarar ediyorsunuz. Çünkü o paralar sürekli ve çok hızlı değer kaybediyor.
Fethullahçı okul yöneticileri, işadamlarına "komisyon karşılığında" ticaretten kazandığı dolarları Rusya'dan çıkarıyorlar. Sistem şöyle çalışıyor: Yabancı ülkelerdeki okullar, kâr amacı gütmeyen vakıflar tarafından kuruluyor. Bu ülkelerin çoğunda, bu tür vakıflar mali denetimin dışında. Türkiye'den götürülen öğretmenlere, 12-15 bin dolar arasında maaş ödeniyormuş gibi gösteriliyor. Bu para, Türkiye'ye transfer ediliyor. Türkiye'de de öğretmenlerin hesabına 500-600 dolar yatırılıyor. Geriye kalan, ilgili yerlere aktarılıyor.
Fethullahçılar, Asya Finans'ı kurmadan önce yurtdışındaki işlerini Faysal Finans aracılığıyla yürütüyorlardı. Son dönemde, Faysal Finans'la sorunlar çıktığı ve bu yüzden Asya Finans'ın kurulmasına karar verildiği belirtiliyor. Gülen, Para dergisinden Gülçin Tahiroğlu'na Asya Finans'ın kuruluş gerekçesini şöyle açıklıyor:
"Dünyanın değişik yerlerinde okullar, müesseseler açılınca para transferi gibi, teminat mektubu gibi bir şeye ihtiyaç duyuluyor. Asya Finans'ın güçlü bir finans olacağı kanaatini taşıyorum. Dışta yapılan işleri daha rahat götürmek için finans kaynağı olsun, teminat mektupları sağlansın, dışta bankalardan kredi almak kolaylaşsın…"
Asya Finans'ın kuruluş kararı verilince, kısa sürede 2 trilyon toplanıyor. İlk toplantılara Fethullah Gülen de katılmış. Katılışını, "Arkadaşlarımız bunu bir uğur saydılar" diye açıklıyor. 14
14 Para dergisi 22 Eylül 1996
Fethullahçılar Türk Cumhuriyetlerinde daha çok petrol ve madenciliğe el atmışlar. Önce okullara giriyorlar. Medya sektörüne de ağırlık veriyorlar. Zaman gazetesini bir örgütlenme aracı olarak kullanıyorlar. Ticari bağlantı yaptıkları Türk Cumhuriyetlerinin çoğunda Zaman basılıyor.
Özbekistan'da Kerimov'a Darbe Girişimi ve Fethullah Örgütü
Özbekistan Cumhurbaşkanı İslam Kerimov'a karşı 16 Şubat 1999'da bir darbe teşebbüsü yapıldı. Kerimov'un arabasının güzergahına bomba konularak öldürülmesi de planlanmıştı. Bomba patladı ama, Kerimov kurtuldu. Arkasından darbecilerin bir kısmı yakalandı, destek olanlar da sınırdışı edildi.
Darbe girişiminin altından Fethullah örgütü çıktı. Fethullah'ın Taşkent'teki 6 okulu kapatıldı, bisküvi dağıtımı yapma adı altında faaliyet yürüten Ufuk şirketi de kapatıldı. Kerimov yönetimi darbe girişiminin, Fethullah'ın kurduğu Ulugbeg International School'dan yürütüldüğünü kanıtlarıyla ortaya çıkardı. 3 Fethullahçı ağır hapis cezasına çarptırıldı. Tertipçilerden Rustem Mamatkulov ve Zayiniddin Askarov kaçarak İstanbul'a gelmişlerdi. Özbekistan yönetiminin talebi üzerine bu iki kişi yakalanarak Taşkent'e teslim edildi. Kerimov, Fethullahçıların CIA hesabına şeriatçı terror örgütleriyle birlikte çalıştığını saptayarak, Türkiye'yi uyarmıştı. Ankara yönetimi bu uyarılara kulak tıkayınca Türkiye-Özbekistan ilişkilerinde kriz meydana geldi. Özbekistan, Türkiye'de eğitim gören bütün öğrencileri geri çağırdı. 15
15 Daha ayrıntılı bilgi için bakınız: Aydınlık, 20 Haziran 1999
Rusya, Fethullah okullarını kapatıyor
Rusya yönetimi, 2002'den başlayarak Fethullah okullarına karşı operasyon yapılor, Rusya Devlet Başkanı Putin'in emriyle 2004 yılı sonunda ülke içindeki Fethullah Gülen okullarını kapatmak için harekete geçti. Gülen'e bağlı çeşitli şirketleri yakın takip altına alan Rus yönetimi, okulları "Amerikan ve İngiliz casusu yetiştirme merkezi" olarak görüyor. Rusya yerel yöneticileri arasında bu okullarda okumuş bazı görevlilerin de işine son verilmesi için hazırlıklar yapılıyor.
Birçok bölgede, yerel yöneticilerin çocuklarını İngilizce eğitim vermesi nedeniyle bu okullara gönderdiğine dikkat çekilerek, Fethullah Gülen okullarından yetişmiş ve bazı yerel devlet dairelerinde çalışan kadroların da önemli bir tehlike olarak görüldüğü belirtiliyor.
Moskova'da yayımlanan Nezavisimaya gazetesi, Haziran 2000'de Fethullah Gülen'in Rusya'daki taraftarlarının iktidar organlarına sızdığını yazdı.
Söz konusu okulların önce Rusya'nın Türkçe konuşan bölgelerinde kurulduğunu bildiren Nezavisimaya, Tataristan'da 8, Başkırdistan'da 4, Karaçay-Çerkez, Çuvaşya ve Yakut-Saha'da da birer okul bulunduğunu yazdı.
Astrahan ve Dağıstan'da da lise ve kolejler bulunduğunu yazan Nezavisimaya, bu okulların Nurcular, Serhat, Toros, Palandöken, Feza ve Çağ Öğretim International gibi değişik adlardaki Türk şirketleri tarafından finanse edildiğini bildirdi.
Gazetedeki yazıda, okullarda "radikal İslam ve tek İslam devleti kurulması propagandası" yapıldığı belirtilerek, bu kuruluşların denetlenmesini istendi.
FSB: Casusluk Yapıyorlar
Rusya İç Güvenlik Örgütü FSB Başkanı Nikolay Patruşev, 17 Aralık 2002'de Türk basınında yer alan açıklamasında, gerçekleştirdikleri en başarılı etkinlikler arasında Türk casusların deşifre edilmesini de saydı. FSB Başkanı 2002 yılı etkinlik raporunda Fethullah Gülen okullarında çalışan öğretmenlerin casusluk faaliyetlerinin deşifre edildiğini belirtti. FSB Başkanı, açıklamasında, okulların sahibi konumundaki Tolerans, Serhat ve Ufuk vakıflarının isimlerini verdi.
Rusya'nın Başkırdistan Özerk Cumhuriyeti'nde Fethullah Gülen okullarındaki 10 öğretmen Haziran 2003'te sınırdışı edildi. Ayrıca Başkırdistan Milli Eğitim Bakanlığı'nın sınırdışı edilen öğretmenlerin görev yaptığı okulu kuran 'Serhat' vakfı ile tüm anlaşmalarını iptal ettiği de belirtildi. Bu olaydan sonra, Buryatya Cumhuriyeti'nde de, Fetullah Gülen okulu hakkında soruşturma başlatıldı.
Milliyet gazetesi Moskova muhabiri Cenk Başlamış, 7 Eylül 2003 tarihli haberinde, Rusya'da Fethullah Gülen okullarının temsilcisi konumundaki Tolerans Vakfı Başkanı Mustafa Kemal Şirin'in sınırdışı edildiğini duyurdu. Tolerans Vakfı Başkanı Şirin, Rusya'nın Türk okullarıyla bağlantılı olarak şimdiye kadar sınırdışı ettiği en üst düzeydeki temsilci."
Yine aynı haberde Rusya Federal Güvenlik Servisi FSB'nin Başkanı Nikolay Patruşev'in yaptığı açıklamanın ardından, Rusya Eğitim Bakanlığı'nın Fethullah Gülen okullarına karşı kapsamlı bir soruşturma başlattığı belirtiliyor. Bu çerçevede Rusya'nın değişik bölgelerinde 10'a yakın okul kapatılırken, 50'den fazla Türk vatandaşı sınırdışı edildi.
16 Aydınlık, 5 Eylül 2004
AKP Hükümetiyle Gelen Sıçrama
Fethullah Gülen, Çiller iktidarında gücünü artırdı. Ancak 28 Şubat 1997'deki askeri müdahale ile ektkinliği ağır darbe yedi. Fethullah Gülen, Türkiye'yi terkedip ABD'ye kaçmak zorunda kaldı. ABD yönetimi Türkiye'nin iade isteğini kabul etmedi.
AKP hükümetinin oluşturulmasında Fethullah Gülen, CIA'nın başyardımcısı idi. Tayyip Erdoğan'ın parti kurmasında ve Erdoğan'ın TUSİAD ile bağlantı kurmasına aracı oldu. Fethullahçılar seçimlerde AKP için olağanüstü çaba gösterdi, büyük paralar aktardı. Tayyip Erdoğan Nakşibendi müridi olmasına karşın, kabinesini bir tarikatlar koalisyonu olarak kurdu. Hükümete, Fethullah tarikatına bağlı dört bakan aldı:
Devlet Bakanı Mehmet Aydın,
Turizm Bakanı Erkan Mumcu,
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik
Ekonomi Bakanı Ali Babacan.
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül de, Fethullah tarikatıyla yakın bağını her dönem sürdürdü. Gül'ün bakanlığından sonar Fethullahçı kadrolar Dışişleri Bakanlığı'nda yükseltildiler.
Ekonomi Bakanı Ali Babacan, Fethullah Gülen'in işadamları örgütü İŞHAD ile yakın bağı bulunuyor. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül 7 Nisan 2004 günü, Ekonomiden Sorumlu devlet Bakanı Ali Babacan ise 21 Eylül 2004 günü İŞHAD üyeleriyle yemekli toplantıda buluştu.
Fethullah Gülen'e bağlı işadamları AKP hükümeti tarafından kayırılıyor. Banka kredileri, ve devlet teşviklerinden öncelikli olarak yararlandırılıyorlar. Erdoğan'ın yurtdışı gezilerine katılıyorlar.
AKP iktidarında öncelikle İçişleri, Milli Eğitim, Maliye, Dışişleri bakanlıkları bürokrasisi Fethullah Gülen tarikatının egemenliğine sokuldu.
Poliste Fethullah Örgütü Egemen
İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu da Nakşi olmasına karşın, Fethullahçıların Emniyet Genel Müdürlüğü'ndeki örgütlenmesini takviye etti. İçişleri Bakanlığı'nın bütün kritik mevkilerine Fethullahçılar egemen oldu. Fethullah Gülen, AKP'nin Fethullah tarikatına mensup Eskişehir Milletvekili Muharrem Tozçöken'in başında bulunduğu bir özel örgütlenme ile Emniyet'e hükmediyor. Tozçöken, milletvekili olmadan once Emniyet Genel Müdür Yardımcısı idi.
AKP hükümetinin Adalet Bakanı Cemil Çiçek de, davaları devam etmesine, hakkında gıyabi tutuklama kararı olmasına karşın Fethullah Gülen'in Türkiye'ye gelmesinin önünde bir engel bulunmadığını söyledi.
Sürgünde Doğu TürkistanHükümeti bir CIA-Fethullah-AKP yapımı
ABD'nin Wisconsin Eyaleti’nde, 14 Eylül'de kurulduğu ilan edilen “Sürgünde Doğu Türkistan Hükümeti”nin kurulmasında Fethullah Gülen tarikatının ve AKP hükümetinin tayin edici rolü var. Kukla Hükümetin Başbakan ve Dışişleri Bakanı E nver Yusuf Turani, Fetullah Gülen Tarikatı mensubu.
1962 doğumlu Enver Yusuf, Çin'den Suudi Arabistan'a kaçtı. 1983-1985 yıllarında Türkiye'de ikamet etti. Turani soyadını Türkiye'de iken kullanmaya başladı. İstanbul'da dil öğrenmek için kaydolduğu İngiliz Kültür kanalıyla ABD'ye gönderildi. 1998 yılında ABD vatandaşı oldu.
Türkiye'ye getirildiğinden bu yana Fethullah Gülen örgütüyle içiçe. Enver Yusuf, ABD'de "Doğu Türkistan Özgürlük Merkezi"ni kurduğunda Fetullah Gülen tarikatının yayımladığı Zaman gazetesi 25 Kasım 1996'da tam sayfa röportaj yayımladı ve Enver Yusuf'u Uygurların ABD'deki lideri gösterdi.
Enver Yusuf, 11 Eylül 2001 tarihine kadar Mclean'de çok lüks bir villada yaşıyordu. Suudi Arabistan'dan düzenli para alıyordu. Son üç yılda Fethullah Gülen tarikatında etkin.
Uygur örgütleri arasında fazla ağırlığı bulunmayan Enver Yusuf'un "başbakan" atanmasında. Fethullah Gülen tarikatı ile bağının kilit önemi var.
Enver Yusuf, Fethullah Gülen'in Papa ile buluşmasında ön ayak olan ve görüşmede çevirmen olarak bulunan Rüştü Kalyoncu ile ortak. Rüştü Kalyoncu, 1931 İzmir doğumlu Hukuk Fakültesi mezunu. İzmir'de ticaret yapan ağabeyi Fethullah'ın en önemli maddi destekçilerinden biri. Rüştü Kalyoncu, uzun yıllardır ABD'de bulunuyor. Bir dönem Amerikan Adalet Bakanlığı'nda çalıştı. Fethullah Gülen'in CIA ve Pentagon'la bağlantılarını sürdürüyor.
Kukla hükümet tezgahının her boyutunda Fethullahçılar devrede. Fethullah'ın Virginia'da kurduğu Amerikan Türk Dostluk Derneği de (American Turkish Friendship Association) kukla hükümetin ilk toplantısının düzenlendiği Fairfax Kütüphanesi'nin kiralanmasında rol aldı
Kukla hükümetin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı üyeleri İsmail Cengiz, Abdülveli Can, Hızırbek Gayretullah'ın da Fethullah teşkilatı ile yakın bağı var.
Kukla Hükümetin "Basın Sözcüsü" ve "Turizm Bakanı" İsmail Cengiz, Doğu Türkistan Göçmen Dernekleri binasında basın toplantısı yaptı. Aydınlık'ın, “AKP hükümetiyle görüşüldü mü? sorusuna, Cengiz şu cevabı verdi. “Şahsi dostlarım var. Onlarla konuştum. Avrasya’yı; Çin’i, Rusya’yı iyi tanıyan hocalar var, araştırma merkezleri var onlara danıştım.” 17
17 Aydınlık, 26 Eylül 2004
Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül,
Mehmet Aydın ve Abdülkadir Aksu'nin sorumluluğu
Kukla Hükümet operasyonu, Başbakan Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Dış Türklerden Sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Aydın'ın bilgisi dahilinde, MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun ile Yardımcısı Kaşif Kozinoğlu ve İçişleri Bakanlığı'ndaki Fethullahçı ekibin eşgüdümüyle yürütüldü.
Sürgünde Hükümet kurulduğuna ilişkin İsmail Cengiz'in basın toplantısı haberi, AKP'nin kontrolündeki TRT 1 ve TRT 2 televizyon kanallarında 22 Eylül 2004 günü bütün haber bültenlerinde yer aldı. Doğu Türkistan örgütleri, bu gelişmeyi AKP yönetiminin, kukla hükümeti desteklediği işareti olarak birbirlerine müjdelediler.
Kukla Hükümet'in oluşturulmasında, bir başka Türkiye Cumhuriyeti resmi organının rolüne dikket çekiliyor: Dış Türkler Genel Müdürlüğü. Devlet Bakanı Mehmet Aydın'a bağlı. Dışişleri Bakanlığı Konsolosluk İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde de bu konuyla meşgul bir genel müdür yardımcılığı var. Devlet Bakanlığı'na bağlı Genel Müdürlük ile paralel çalışıyor. Bu GenelMüdürlük'te de Fethullah Gülen ekibinin ağırlığı fazla.