Washington Haber Forum-Washington News Forum: KÜRT SAVAŞ AĞALARI VE IRAK’IN GELECEĞİ

Thursday, January 27, 2005

KÜRT SAVAŞ AĞALARI VE IRAK’IN GELECEĞİ

Yrd. Doç Dr. Şamil ŞEN

İstanbul Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi
samilsen@istanbul.edu.tr

Savaş ağalığı (warlord) terimi daha çok Afganistan’da kullanılan bir terimdir. Afganistan’da sadece savaşmaları için para yardımı yapılan liderlere savaş ağası denmektedir. Peştun savaş ağası Gülbettin Hikmetyar, Tacik savaş ağası Ahmet Şah Mesud (bir suikastta öldürülmüştür) ve Özbek savaş ağası Raşid Dostum bunların en iyi örnekleridir. CIA destekli bir proje ile Afganistan savaş ağalarının ABD, Pakistan ve Suudi Arabistan tarafından Sovyetlere karşı “kutsal savaşta” desteklenerek büyütülmelerinin faturasını Afganistan 1989 sonrası tüm savaş ağalarının birbirleriyle savaştığı iç savaşla (Roy, 1995; Raşid, 2000) ödemiştir. Durum bununla da kalmamış bu yapı El-Kaide terör örgütünün de ortaya çıkmasını sağlamıştır (Raşid, 2000; Burke, 2004).

Türkmenistan petrol ve doğal gazının Afganistan ve Pakistan üzerinde Hint Okyanusuna indirilmesi için Unocol Petrol Şirketi ile Türkmenistan arasında 1995 yılında anlaşma imzalanmıştır. Boru hatlarının geçeceği Herat ve Kandahar’ın Taliban’ca kontrol ediliyor olması nedeniyle petrol baronları ve CIA, Pakistan ve Suudi Arabistan’ı da kullanarak bu sefer Talibanı destekletmiştir. Bu destekler ile Taliban Sovyetlere karşı “kutsal savaşta” desteklenen savaş ağaları ile savaştırmıştır. Bu iç savaş komşu ülkelere de yayılmış Tacik savaş ağası Ahmet Şah Mesud ve Hazariler İran tarafından, Özbek savaş ağası Raşid Dostum İran ve Rusya tarafından desteklenmiş ve dolayısı ile iç savaş bölgesel bir savaşa dönüşmüştür. Olay bununla da kalmamış 1998 yılında Taliban’ın Afganistan’da barındırdığı El-Kaide’nin Kenya ve Tanzanya’da ABD elçiliklerine saldırı düzenlemesi ardından Afganistan’daki El-Kaide üstlerinin vurulması ile ABD bu kez destekçisi ile savaşmak zorunda kalmıştır. Bu süreç 9/11 saldırıları sonrası Taliban ve El Kaide ile büyük bir savaşa dönmüştür. ABD, Afganistan savaşında Savaş ağası Raşid Dostum’un da gayretleri ile Talibanı devirmiş (Raşid, 2000, Kleveman, 2003) ama El-Kaide ile savaş Irak’a devir olmuştur.

Saddam Hüseyin’in Kuveyt’i işgali sonrası I. Körfez savaşı ile başlayan dönemde Kürt savaş ağaları Talabani ve Barzani ABD tarafından Saddam’ı devirmede kullanmak maksadıyla desteklenmeye başlanmıştır. Hatta Saddam’a karşı savaşında ABD, Türkiye ile iyi geçinmek için diğer bir Kürt terör ağası Öcalan’ı Türkiye’ye teslim ettirmiştir. 9/11’in de etkisi ile Irak’a savaş ilan edilmesiyle Talabani ve Barzani’ye ABD desteği en üst düzeye çıkmıştır. ABD II. Irak savaşı ile Saddam’ı kısa sürede devirmesine rağmen, etnik, dini ve yönünden Afganistan’a benzer olan ve terörün artarak devem ettiği Irak’ta doğal olarak düzeni bir türlü sağlayamamıştır. Suudi Arabistan’ın terör yüzünden güvenilir olmadığı, İran’ın nükleer füze geliştirmeye uğraştığı, Türkiye’nin geçiş izni vermediği bir dönemde Orta Doğu’da nerede ise İsrail’den başka dostu kalmamış olan ABD için dünyanın petrol istasyonu Orta Doğu’da ikinci bir müttefik olarak Kürt savaş ağalarının desteklenmesinin önemi büyük olmuştur. Diğer taraftan böyle bir devleti İsrail hem Arap olmayan unsurları artırmak istemesi hem de İran ve Suriye’yi etkisizleştirmek için kullanmak maksadıyla son derece çekici görünmekte ve desteklenmektedir (Hersh, 2004).
Günümüzde ABD ve İsrail, Kürt savaş ağalarına bir Kürt eyaleti yada devleti kurdurmaya çalışmaktadır. Halbuki tarihsel olarak ömrünü tamamlamış feodal yapıdaki Kürt savaş ağaları ve onların aşiretlerinin devlet kuracak özellikleri bulunmamaktadır. Aslında bunu ABD’de Afganistan tecrübesinden de çok iyi bilmektedir. Kürt devletinin kurulması çabaları yanında, kurulacak devlete Orta Doğuda ilk petrolün bulunduğu ve Türkiye’nin tükettiği petrolün 2-3 katını üretebilecek kapasitede petrol zengini olan, Misak’ı Milli sınırları içinde yer alan Kerkük’ün de ilave edilmesi için Kerkük Kürtleştirilmeye çalışılmaktadır. Bir Türkmen kenti olan Kerkük, Saddam tarafından 1970’li yıllarda Araplaştırma politikaları ile Araplaştırılmaya çalışılmıştır (Hersh, 2004). Fakat II. Körfez savaşı sonrası bölgeden Araplar göç ederken, Kürtler nüfus ve tapu kayıplarını canlı yayınlarda dünyanın gözü önünde yağmalamışlardır. Savaş sonrası Kerkük’e seçimlerde oy kullanmak üzere 100 binlerce Kürt getirilerek yerleştirilmiş, Türkmenlere etnik temizlik ve yıldırma politikaları uygulanmıştır. Kerkük’ün ve dolayısı ile petrolün Kürtlere bağlanması ile Kerkük-Yumurtalık hattı ile Türkiye’ye taşınan Kerkük petrolleri Musul-Hayfa hattı tekrar aktif hale getirilerek İsrail’e taşınmak istenmektedir. Bu durum Türkiye ile Kürt savaş ağalarını karşı karşıya getirmesi yanında, ABD ve İsrail ile Türkiye’yi de karşı karşıya getirmektedir. Zaten Araplar ve İran ile iyi olmayan ABD-İsrail ilişkilerinin, Türkiye ile de bozulması Orta Doğu için tam bir kaos anlamı taşıyacağı açıktır.

ABD’nin Orta Doğudaki amacı “enerji sağlama güvenliği” oluşturmaktır. Kuzey Irak’ta bir Kürt devleti kurulması girişimi, Irak’taki çatışmaları Türkiye, İran ve Suriye’ye de yayabilecek gelişmeler olup, petrol sağlama güvenliği için çok risklidir. Bu durum Afganistan örneğinde yaşandığı gibi (Raşid, 2000) etnik ve mezhep temelindeki yıkıcı etkilerin tüm Irak’a hatta Körfez bölgesine yayabilecektir. Böylece dünya petrol sağlama güvenliği bozulacak ve emsali görülmemiş bir petrol şoku yaşanacaktır (Üşümezsoy ve Şen, 2003). Halbuki, Irak’ta petrol sağlama güvenliği için en iyi çözüm üniter ve tüm halklara eşit temsil hakkı sağlayan demokratik bir yönetimdir. Irak’ta eğer tüm grupların katılacağı demokratik bir yönetim oluşturulabilirse, Kürt savaş ağalarına hiç ihtiyaç kalmayacaktır. Üniter demokratik bir Irak, İran ve diğer Arap ülkeleri için çekici bir örnek oluşturabilecektir. Böyle bir gelişme bölgede enerji güvenliğinin sağlanması yanında terörizmin de son bulmasını getirebilecektir (Şen, 2005).

Seçim basittir; ya savaş ağaları desteklenerek Afganistan benzeri istenmeyen gelişmeler devam ettirilecek yada savaş ağalığı reddedilerek özgürlük ve demokrasi sözde değil uygulamada olacaktır.

Kaynaklar

Burke, J., 2004, El-Kaide, Terörün Gölgesi, Everest Yayınları, 382 s.
Hersh, S., 2004, Plan B: Israel backs Iraqi Kurds, New Yorker, 6.21.2004
Kleveman, L, 2003, The new great game:Blood and Oil in Central Asia. Grove/Atlantic, Inc. Barnes & Noble Sales Rank: 10,567; 267p.
Rashid, A., 2000, Taliban: Militant Islam, oil and fundamentalism in the Central Asia. Yale Nota Bene Books, 274 p.
Roy, O., 1995, Afganistan, from Holy war to civil war, Princeton University Press
Şen, Ş.,2005, Oil supply security in the Middle East: Problems and solution, (in press)
Üşümezsoy, Ş., Şen, Ş., 2003, Yeni Dünya Petrol Düzeni ve Körfez Savaşları, İnkılap Yayınları, 240 s.