Washington Haber Forum-Washington News Forum: Yuksek Petrol Fiyatlari Baskanlik Yarisinda Bush'u Zorlayabilir mi? Samil Sen

Wednesday, October 06, 2004

Yuksek Petrol Fiyatlari Baskanlik Yarisinda Bush'u Zorlayabilir mi? Samil Sen

Yrd. Doç Dr. Şamil ŞENİstanbul Üniversitesi Mühendislik Fakültesi
samilsen@istanbul.edu.tr

Başkan Bush seçilmesi sonrası Dick Cheney başkanlığında bir grup oluşturmuş ve Mayıs 2001’de “Ulusal Enerji Politikası” (National Energy Policy) raporunu hazırlatmıştır. Bu raporda ABD’nin petrol üretimi azalırken tüketiminin gittikçe artacak olduğu tespitinden yola çıkılarak petrol bağımlısı ABD’nin “Petrol Sağlama Güvenliği” öne çıkartılmıştır. Petrol sağlama güvenliği uygun fiyatta güvenilir ve yeterli petrol sağlama olarak tanımlanmaktadır. ABD dünyada tüketilen yaklaşık 80 milyon varil/gün petrolün ¼ olan 20 milyon varil/gün petrolü tüketmekte ve bu petrol’ün yaklaşık %60’nı ithal etmektedir ve bu oran gün geçtikçe daha da artmaktadır. Bu rapora göre ABD petrol sağlama güvenliği için dünya petrol sağlama güvenliğini kontrol etmek istemektedir. Bu durum Z. Brizezinski tarafından “Büyük Satranç Tahtası” isimli kitapta ABD üstünlüğü için jeostratejik zorunluluklardan en önceliklisi olarak gösterilen ve dünyanın petrolünün ¾ ‘ünü içeren, Ortadoğu ve Kafkasya-Orta Asya üzerinde hâkimiyet kurulması gerektiğini belirten tezi ile de doğru orantılıdır.

Cheney raporunun ortaya çıkmasını izleyen günlerde 11 Eylül olaylarının meydana gelmesi ve
terörle mücadele kapsamında Afganistan’a savaş başlatılmasıyla ABD’nin petrol bölgeleri ve iletim hatlarında üstünlük rüyası devreye girmiştir. Afganistan’a açılan savaşla birlikte bir taşla 3 kuş vurulmak istenmiştir. 1) Terörle mücadele etmek. 2) Türkmenistan-Afganistan-Pakistan üzerinden Arap Denizine inecek petrol ve doğal gaz boru hatlarının geçeceği enerji koridorunu tekrar devreye sokmak; 3)Kafkasya-Orta Asya’yı kontrol etmek amacıyla “Yeni Büyük Oyun”un gereği olarak (Lutz Kleveman: New Great Game: Blood and Oil in the Cenral Asia ) Gürcistan, Özbekistan ve Kırgızistan’a üstler kurmak. Aynı sürecin devamında Petrol Sağlama Güvenliği ve Terörle Mücadele için “Önleyici Savaş Tezi” ile Bush ekibi Orta Doğuda başta Fransa, Çin ve Rusya denetimine girmesi muhtemel petrol zengini Irak ve İran’ı (söz konusu ülkeler trilyon dolarlar değerinde Üretim Paylaşım Anlaşmaları yapmışlardır) hedef almaya başlamıştır. Uyduruk sebepler ve iyi hazırlanamadan, BMGK kararı da olmaksızın Irak’a savaş açılmıştır. Petrol hattı geçecek diye bir zamanlar Afganistan’da Taliban’ı ABD dostu diye destekleten sözde uzmanlar Irak’ta, özel temsilci yapılarak Kürtlere devlet kurdurmaya götürebilecek büyük hatalar yinelenmiştir. Saddam kısa sürede devrilmesine rağmen, bir türlü güvenlik sağlanamamış, terör olayları artmıştır. Netice’de Irak petrolleri üretilemez, boru hatlarına sabotajlar neticesinde üretilse bile taşınamaz olmuş, Araplar Önleyici Savaş tezine, Önleyici Petrol üretimi tezi ile karşılık vererek fiyatların düşmesini beklemeden üretimde kısıntılar yapmışlardır. Bu tez, üretimlerini artırmak yerine azaltan Orta Doğu OPEC üyelerinin Çin ve Hindistan’ın hızlı büyümesiyle artan dünya petrol talebini karşılamak için yetersiz kalmalarını ve Cartel’in devre dışı kalmasını getirmiştir.

Diğer taraftan Başkan Bush, “Petrol Sağlama Güvenliği” kavramının önemli ayağından birisi olan “petrol üretim bölgelerini çeşitlendirme” amaçlı olarak Gürcistan’da kadife devrim yaptırmış, “Afrika’ya Petrol Safarisi” düzenlemiş olsa da Nijerya’daki etnik çatışmaları durduramamıştır. Keza Venezüella’daki operasyonları başarısız olmuştur. Petrol Sağlama Güveliği’nin diğer bir ayağı olan petrol pazarını etkili yönetmek maksadı ile “Büyük Orta Doğu Projesi” önerilmiş fakat zamanlaması ve dayatmacılığı nedeniyle işlevsel bir hal alamamıştır. ABD üstünlüğünü kabul etmeyen Fransa-Almanya tarafından yönlendirilen AB ülkeleri ile çatlak oluşmasına fırsat verilmiştir. Sovyetlerin çökmesi sonrası Rusya’nın sistem içerisine çekilmesi süreci iyi değerlendirilememiş, eski gücüne kavuşmasına nerede ise seyirci kalınmıştır.

Bu durumu fırsat bilen Rusya artan petrol fiyatları ile petrol üretimini artırmış Suudileri geçerek dünya lideri konumuna gelmiştir. Bununla yetinmemiş, Yukos petrol şirketi vasıtası ile piyasaları dalgalandırmış ve petrol fiyatlarını 50 $ üzerine çıkartmayı bilmiştir. Hatta Kuzey Osedya olayları sonrası terörle mücadele adı altında Kafkasya -Orta Asya petrolleri ve iletim hatları üzerinde operasyonlar yapacak izlenimi vermektedir.

Tüm bu verilere bakıldığında Bush’un “Ulusal Enerji Politikası” ABD halkı için teorik olarak doğru yaklaşımlar içermesine rağmen, pratikte uygulanamamıştır. Dolayısı ile “Dünya Petrol Sağlama Güvenliği” kopmuş ABD Başkanlık seçimlerinin arifesinde normal olarak petrol fiyatlarının düşmesi beklenirken fiyatlar 50 $ seviyesini geçmiş ve petrol fiyatlarının yüksek olması Bush’un adaylığı üzerine nasıl bir etki yapacağı önem kazanır olmuştur.
Demokratik aday başkan yardımcısı John Edward Pittsburgh konuşmasında Bush’un fiyatların 27 doların altında olacağını söylediğini fakat 50 $ üzerin çıktığını hatırlatmış ve bu anlaşılmaz bir şey değildir, Bush ve Dick Cheney’nin petrol şirketleri ve Suudi Kraliyet ailesiyle uzun ve derin bağlarıyla ilişkilidir demiştir.

Demokratik başkan adayı John Kerry petrol fiyatlarının 50 $ ‘ı bulmasının Başkan Bush’un sözünde durmadığını gösterdiğini ve bunun Amerikan halkını inciteceğini söylemiştir. Yine Kerry Halliburton Petrol Şirketinin acı çekmediğini, Suudi Arabistan’daki insanların acı çekmediğini fakat yüksek fiyatlarla ABD insanların acı çektiğini, Bush’un enerji politikasının iflas ettiğini ve Irak’taki problemleri nasıl çözeceğini bilmediğini açıklamıştır.

Birkaç gün önce Suudi Arabistan petrol üretimini 11 milyon varile artıracağını beyan etmiştir. Bu Başkan Bush’a destek anlamına gelecek bir açıklama olsa da seçimlerden önce Suudi Arabistan üretiminin 11 milyon varile ulaşması teknik olarak imkânsız olup, piyasaları rahatlatarak fiyatları düşürme şansı da yoktur. Bu nedenle petrol fiyatlarının yüksek olması Bush’u secimler de zorlayabilecektir. Diğer taraftan Başkan Bush terörle mücadele etmeseydim ve Afganistan’a savaş açmasaydım, Kafkasya-Orta Asya’ya üstler kurmasaydım, Irak’ta Saddam’ı devirmeseydim ABD’nin petrol sağlama güvenliğinin gelecekte daha riskte ve fiyatların bu seviyenin çok üstünde olabileceğini söyleyebilir.

Peki kim kazanmıştır? ABD’de yerleşik savunma endüstrisi erbabı ve petrol şirketleri bu işlemlerden sonra karlarını katlamış ve daha da zengin hale gelmiştir. Acaba kim…